A.Muhsin Kanıbir | Kartınızı Oluşturun

Gezgin

Two ex-bankers were long time on the roads. But 2006 is opening anew perspective to their 17 year-long happy marriage.Because TWINS, have already decided to be on the way, saying "Count us in as well". From now on,we altogether are much more powerful. İki eski bankacı,uzun zamandır yollardaydı. Ancak 2006 yılı;17 senelik mutlu beraberliklerine farklı bir pencere açtı.Zira,"İkizler" çoktan yola koyulma kararı almışlardı bile,"Biz de varız" diyerek..Artık,daha da güçlüyüz...

Cumartesi, Şubat 09, 2013

PARİS NOTLARI (3)....''DISNEYLAND'' deyiz....

 Önce 3 no.lu hatla, Gallieni'den Pere Lachaise'ye; sonra, 2 no.lu hatla Nation'a; oradan da, farklı tarifelendirilen bir metro bileti ile, RER A banliyö hattı ile, Paris'in yeni oluşturulan banliyösü, yaklaşık yarım saat uzaklıktaki ''Marne La Vallee-Chessy'' istasyonu'na....
Neyse ki, yağışsız, fazlaca soğuk olmayan bir gün.Kış için ideal.Hiç kalabalık değil. Bu da güzel.Zira kalabalık olsa, bir günde bitiremezsiniz, kuyrukta beklemekden..Güzeeelllll!!!!
Bugün, biz de çocuklar gibi şen olacağız demektir.Tabii, işin öbür yanında, ne yazık ki; eğlenceden çok, bir kültür emperyalizmi var, bize dayatılan. Vahşi batıda neler olmuş?Kimin umrundaysa? Ya da, Amerika'nın gerçek sahiplerinin nasıl yaşadığı...Bunun yanında da, hani ''az pilav az kuru'' hesabı, bir günlük eğlence...İsteyene, sımrsız...

Yetişkin, 1 park girişi 69€ (Walt Disney Stüdyolarını da işin içine katarsanız, ki bir gün için değmez, katmayın derim, o zaman 79 €); cocuklar da ona yakın, 59€ galiba...Anlayacağınız, bir günün maliyeti, bir hayli tuzlu.Değer mi? Değer de, değmez de...Nerden baktığınıza bağlı. Başkaca eğlence mi yok? Dolu....Ama, çocuklar için bir kez, tamam....


Ne hoştur o atlıkarınca, döner de döner....

 
 
Turumuza, girişteki ''Main Street'' den sola dönerek, '' Frontierland''  tarafına doğru yönleniyoruz.
'' Rivers of the Far West'', uzak batının nehirlerini simgeleyen gölet donduğu için, ''Mark Twain'' nin gemisine binemiyoruz. Hemen oracıktaki, ''Phantom Manor'' a giriyoruz. Büyülü bir yapı. Daha girişte, acaip acaip seslerle karşılaşıyorsuz. Her taraf iskelet dolu. Perili bir masal evini düşünün. Bu ve hemen her girilen aktivitede, sizin rahatınız için birer vagon tahsis ediliyor. Yani oturarak, o büyülü atmosfere dalıyorsunuz. İşte, videosu:
 
 
 
Oradan, hemen karşımızda duran '' BigThunder Mountain'' ve onu hızla dolanan macera trenine geçiyoruz. Şimdi sıkı durun!!!! Adeta yerimize yapışıyoruz!!!
 
 
Sıradaki, ''Advantureland'', macera adası kısmı....
 
İlk durak; İsviçreli Robinson Ailesi'nin, bindikleri teknenin batması sonucu çıktıkları ıssız bir adada, ağaçtan yaptıkları evdeki yaşamlarının tasvir edidiği ''La Cabene des Robinson'', Robinson'un evi...İlginç!!!!
İşte video:
 
 
 
Şimdi de, ''Pirates of the Caribbean'' dayız...
 
 
 
Sıradaki, Uyuyan Güzel Şatosu '' Le Chateau de la Belle au Bois Dormant''
 
 
 
 
Hadi şimdi trenle parkı gezelim:
 
 
Tüm bunlardan sonra, dönüş yolunda, bir de ''Star Tours'' a uğradık. Aslında daha çok yer var ama vakit yetmiyor... Bu da, oldukça ürkütücü bir maceraydı. Bir anda uzay boşluğunda buluyorsunuz kendinizi....
 
 
 
 
Macera turumuzu böylelikle bitiriyoruz...
Tabii, Paris ne yazmakla ne de gezmekle biter. Gecesi ayrı, gündüzü ayrı....
Ya o kaldırım cafe leri...
''Avenue de l'Opera'' ve '' Boulevard des Capucines'' in birleştiği noktadaki, Paris Opera binasının tam karşısındaki, ''Cafe de la Paix''
 
 
bir başkası, ''St.Germain'' Bulvar'ı üzerindeki ''Cafe de Flore''
 
 
yine aynı cadde üzererindeki ''Les Magots''
 
 
bir diğeri, ''cupcake'' leri ile ünlü '' 23 Rue Rambuteau'' daki
''Berko''
 
 
 
Hangisini ne kadar anlatacaksınız?
Her daim canlı ''Pigalle''/ '' Moulin Rouge''
 
 
 ya da sokak ressamlarıyla ünlü, ''Place du Tertre''
 
 
 etrafında konuşlanan, '' Sacre Couer'' kilisesini de
 
 
 
 
içine alan  ''Montmartre'' bölgesini mi?
 
 
Ancak, Seine Nehri'nin güneyinde kalan,
Notre Dame' a
 
 
 
(   http://youtu.be/O61ng_QqC4I )        
sırtınızı verdiğinizde, Boulevard St.Michel
 
 
ile başlayan ve ''Cartier Latin'' denilen bölge çok hoş! İşte video
 
 
Ama ben, biraz daha aşağılardaki, ''Panteon'' un
 
 
 hemen arkasındaki  ''Rue Mouffetard''ı, o sıcacık meydan ''Place de la Contrescarpe'' ı
 
 
 daha çok beğeniyorum. İzleyin:
 
 
 
Daha bir dolu parkını yazamadık. Hava da elverişli değildi zaten.
Hoş bir lezzet bıraktı 2013 başındaki 6 günlük Paris kaçamağı bizde. Umarım, bir sonraki gezimiz, fazla uzamadan olur. Kalın sağlıcakla, şimdilik!!!!
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Pazar, Şubat 03, 2013

PARİS NOTLARI (2)....25-31 OCAK 2013

27 OCAK 2013...

Bugünkü turumuzda Eyfel Kulesi ve Seine Nehri'nde tekne turu var. Paris'in doğusundan batısına yine metro aktarmaları ile geçiyoruz ve Kule'ye en yakın metro istasyonuna, yürüme mesafesindeki ''Bir Hakeim'' e ulaşıyoruz...
Metro çıkışında, 300-400 metre, sağa, yukarı yönlü, Seine Nehri'ne paralel olarak yürüyerek, yılda 6 milyon ziyaretçisi olan demir yığını (!) Kule'nin ayaklarına ulaşıyoruz...
Kış aylarının bir güzelliği, fazlaca kalabalık olmaması. Aksi halde, Kule'ye ulaşmak pek de mümkün olamazdı. Zira, hemen hemen gün ortasındayız...
Hemen gişelere yanaşıyoruz. En tepeye çıkış (276 metre), mevsimsellik nedeniyle kapalı. Asansör, sadece, yerden yüksekliği 115 metre olan 2.kata kadar çıkıyor (Yetişkin 8.5 €, çocuk 4 €).
İlk kez, bundan yaklaşık 25 yıl önce, bir sonbahar günü çıkmıştım. Bu da 3.sü...
Manzara aynı, mekan aynı... Değişense, sadece bizleriz...
Seine Nehri yine kendince akıyor. Çok uzaklarda, Sacre Couer yine aynı yerinde, dimdik...
O yıllarda, bir üstadım bana ''Her yurtdışına çıkış-girişinde, daha  mutsuz olacaksın'' demişti. Bilmem, sizce haklı mı?...

 
 
 
 
 
 
 

 
 
 
 
 


  Aşağıya iniş sonrası, Seine Nehri kıyısından, tekne turu alıyoruz. Görevli bayan çeşitli dillerde anlatıyor. Anlatıyor da, Türkçe değil tabii ki...Ne üzücü!!!Hep başkalarının dilinden anlamak durumunda olmak!!!!
Yüzyıllar boyu imparatorluklar kurmuşsun, nafile!İnsanlarını ırgat olarak göndermişsin, nafile!
Bu sinirle olsa gerek, ne kulaklık taktım ne de söylediklerine kulak verdim. Yaklaşık yarım saatlik tur boyunca, bir sağa bir sola baktım. Neler neler kafamdan geçti:

Biz neden o güzelim Boğaz'ı bu denli pazarlayamıyoruz? Öylesine çok gezi teknesi gördüm ki, şaştım doğrusu; çok çeşitli amaçlar için...Akşam yemekli teknelerden tutun da....
Hadi kuleden vazgeçtim; Boğaz'a bir teleferiği bile çok görüyoruz. İki kıtayı birleştiren başkaca kaç yer var? Var mı öylesi bir doğa harikası?

Bu defa, ne de çok köprü gördüm, iki yakayı birleştiren...


 
Bir sonraki durağımız, ''Disneyland''.....
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Cumartesi, Şubat 02, 2013

PARİS NOTLARI...25-31 OCAK 2013




Bu dördüncüsü...Ancak bu kez, Alp ve Mert'le gidiyoruz eski sevgiliye....Okula başladıkları ilk yılın sömestresi ya....Tabii, başta Disneyland görülecek...
24 Ocak öğle saatlerinde, çocukları okuldan öğle arasında bir koşu alıp, hemen, hiç vakit yitirmeden, Bandırma'dan İstanbul'a doğru yola koyuluyoruz...
Ilıman bir kış günü... Zaman zaman yağış var. Olsun varsın, no problem!!!..
Akşam babaanne ve hala ile hasret giderip; ertesi gün de, 25 Ocak 2013 öğle saatlerinde, Paris'e, Orly Sud'a doğru havalanacağız...GÜzeeelllllll!!!!..


AKŞAM SAATLERİ.....ORLY SUD' DAYIZ!!!!.....

Pasaport kontrolü çabucak geçiyor ve kendimizi, Paris'in doğusunda,  ''Bagnolet''de yeralan otelimize ulaştıracak takside buluyoruz. Taksici, gençten bir çocuk. Hafif trafik yoğunluğunda usul usul ilerliyoruz, güney Paris'den, doğuya doğru...
Neyse, yarım saatte varıyoruz otele, 35 € tutuyor. Zaten, toplu taşıma ile de gelsek, hemen hemen 20-25 € verecektik. Değmez!!!!...
Novotel Est, 4 yıldızlı büyükçe bir otel. 3 no.lu metro hattı ( Levallois-Gallieni)nın, son/ilk durağı olan Gallieni'ye, yürüme mesafesi olarak, 2 dakika. İşte bu çok güzel. Günün yorgunluğunun ardından, metrodan indikten sonra, bir de yürüme derdi yok. Daha da güzeli, hemen yanıbaşında, ''Auchan'' adlı çok katlı bir alışveriş cenneti var. Burdan da herşeyi temin etmek mümkün.
Şaraplar, 2€ civarı; peynir deseniz gayet normal; kızarmış piliç, 7.5 €. Eh bir de yanına bageti koydunuz mu, çilingir sofrasını düzdünüz demektir...
Bonne Appetit Monsieur!!!!
Otelin 10.katındaki odamıza yerleşiyoruz...
Hava ''Ayaz mı ayaz/ Ellerim ellerinde/Bir türkü tutturmuşuz.....'', hafiften ''Manço'' luyoruz odamıza...

26 OCAK 2013 SABAHI.....

KAHVALTI : Süperrrrr!!!!!....

Sıkıca doyuruyoruz karnımızı, ayıptır söylemesi birer de sandviç hazırlıyoruz yanımıza. Zira, geçmiş deneyimlerimizden biliyoruz ki, bu Paris elleri yaman mı yaman paha bakımından.
Ulaşım da öyle...Normal yetişkin metro bileti, 1.7 €. Çocuklar, yarısı...İyi de, Paris'i, çokça metroya binmeden pek olası değil. N'apçez??
Kolayı var, kardeşim. Amma velakin, siz sakın yapmayın ha!!!!
Gişedeki memura ''carnet'' diyorum. Onluk metro biletini tutuşturuyor elime.(13 küsur €).One way, 1.3 € ya düşüyor.Çocukları da, turnikede önümüze koyup, bir çırpıda geçiveriyoruz. Daha da ucuzu yok mu? Tabii ki var: turnikenin üzerinden atlamak, işte ona yaş müsait değil hani...
İlk durak olan Gallieni'den bindiğimiz için, oturabiliyoruz. İlk hedef, aynı hat üzerinde 14 durak sonraki ''Opera'' durağı...
Meşhur Paris ''Opera'' binası ve hemen arkasında, Boulevard Haussmann üzerinde yeralan ''Galeries La Fayette'' ve az ilerdeki '' Le Printemps'' mağazaları...
İlk molamızı, Printemps nın 9.katında, Eyfel ve Paris manzaralı, teras katında veriyoruz....
Moladan sonraki durak, ''Avenue Des Champs Elysees'' ve sonundaki ''Arc De Triomphe-Zafer Anıtı''...
Bulvar Şanzelize, pek yavan geldi, kış diye herhal;ancak, Zafer Anıtı, tüm heybeti ile bizi kucakladı.
İlk günü böylelikle noktalıyoruz....



 

Cumartesi, Aralık 08, 2012

MADRİD GEZİ NOTLARI (2) 22-25 KASIM 2012

23 KASIM 2012 CUMA - PUERTA DEL SOL ( GÜNEŞ KAPISI) DAYIZ.....

Puerta Del Sol ile, daha yukarıda yer alan  ünlü Gran Via Caddesi arasındaki trafiğe kapalı Calle Preciados'da adımlıyoruz...
Sağlı sollu pandomim sanatçıları, ilk kez gördüğümüz figürleri icra ediyorlar. Biz de şaşkınlıkla izliyoruz.Solda, köşebaşında, ünlü alışveriş mekanı EL CORTE INGLES var.Çocuklara daha gelmeden söz verildiği için, hemen içeri dalıyoruz ve kendimiz bir anda, 7. kattaki oyuncak reyonunda buluyoruz. Hemen yanıbaşında da, kafeteryası var. Birer ''Cafe con Leche'' zamanı...
Yine meydana dönüyoruz ve en sağdaki binanın altındaki, eski göz ağrımız, Cafe Mallorquina'ya şöylece bir bakıyoruz; dışında inşaat var, girmiyoruz.Ama, şiddetle tavsiye ederim.

 
 
 
 
 
Biz, sol taraftan, Plaza Mayor yönüne doğru hareketleniyoruz. Tabii, aklımızda iki şey var; meydanın o çok renkli güzelliklerinin ötesinde:
Biri, ''Bocadillo de kalamari- ekmekarası kalamar'', diğeri de,  '' Chocalate con Churros - sıcak çikolatalı uzun hamur tatlısı''...
 
Calle de Ciudad Rodrigo 3 de...

 
Plaza Mayor
Chocolateria San Gines - Pasadizo San Gines-Plaza Mayor'un hemen alt tarafında...
 
 

Plaza Mayor....


 
Nefis ''churros''lar...
 
 
 
 
 
 Sandviçleri yedik, üstüne de sıcak çikolata içtik...

Sırada, meydanın sağ tarafından, üst kısmından çıkışta, hemen karşımıza çıkan, oldukça renkli bir başka mekan var: Mercado San Miguel....


 
Yer yoktu..Tıklım tıklımdı...


 
 
 
 
 

Calle Arenal yoluyla,  Opera meydanı ve sonrasında da, Plaza Espana'nın yolunu tutuyoruz. Çünkü, çocuklara, gerçek hayatla hayal dünyasını birbirine karıştıran, ünlü '' Sancho Pancho''nun heykelini göstereceğiz... Bilindiği gibi, Cervantes'in ünlü eseri Don Quijote (Don Kişot) un baş kahramanı olan Mançalı Şövalye, aynı zamanda Don Kişot'un seyisidir. Don Kişot'la birlikte romanın ana karakterlerindendir.
Wikipedia şöyle yazıyor:
''Şişman,kurnaz bir kişiliği olan Sanço; genelde uyuşuk davranır ve yeme - içme konusunda üstüne yoktur. Efendisi Don Kişot'un iyliğini ister fakat kimi zamanda onu bu durumlara soktuğu için pişman olur. Kimi zamanda bununla yetinmez ve kendini bu işlere niye attığını sorgular.''



 
 
 

Plaza Espana' ya da veda edip, ünlü Gran Via Caddesi'nin yolunu tutuyoruz...
Çeşitli tiyatro, gösteri merkezleri, alışveriş mekanları ve tabii yeme-içme...Hepsi bu cadde üzerinde...
Bir süre sonra, Plaza Callao'ya varıyor ve oradan, Calle Preciados'a dönerek turumuzu Güneş Kapısı'nda tamamlıyoruz...

Son günümüzde, 25 Kasım 2012 Pazar, hemen kahvaltı sonrasında, uçağımız akşam saatlerinde olduğundan, Madrid denilince bir olmazsa olmaz olan, sine qua non,  ''Prado'' müzesi ziyareti var...
Alp ve Mert için bir ilk...Çok büyük keyif!!!!...
Bu girişimizde izin vermediler ama size, bir önceki ziyaretimizde çektiğim ünlü tablolardan bir demet sunuyorum...











 
 
 
 
25 Kasım 2012 Akşam saatleri ve biz Barajas dayız; keyifli geçirilen birkaç gün sonrasında...Yüce gök biliyor ki, uçağımızın hiç havalanmasını istemiyorum. havalansa bile, başkaca diyarlara konmasını hayal ediyorum. Ama, yok yok!!!En iyisi dönüp, bir sonrakine hazırlık yapmak!!!!

Perşembe, Aralık 06, 2012

MADRİD GEZİ NOTLARI (1) 22-25 ARALIK 2012

Günler haftaları, haftalar ayları, aylar da yılları kovalamış...Şöyle bir geriye dönüp baktığımızda, tam 7 yıl olmuş Madrid'e ayak basmayalı....
Endülüs'e bu kez daha güçlü gidiyoruz; Alp ve Mert de bizimle.Yeni başladıkları okuldan 2 gün izin alıyoruz...
Öğleden sonraki Madrid uçuşumuz için, sabahın erken saatlerinde Bandırma'dan hareket ediyoruz. Her zaman olduğu gibi, İstanbul şehiriçi trafiği bizi bıktırsa da, sağ salim Atatürk Havalimanı'na ulaşıyoruz.Artık varacağımız yeri düşünmeye başlayabiliriz....
Keyifli bir uçuş sonrası, akşam yerel saatle 8 civarı Barajas'a iniyoruz ve taksi ( bagaj dahil € 34) ile, Atocha Tren İstasyonu'nun karşısındaki Calle Atocha üzerinde yeralan, 4 yıldızlı Tryp Otel'e  ulaşıyoruz. Burası oldukça merkezi ve Madrid'de kalacağımız bu kısa sürede başkaca bir ulaşım vasıtası kullanmayacağız. Güzeeeellll.......Eski bir sevgiliye kavuşmuş gibiyiz....
Zira, Aralık 2005'de, hemen birkaç yüz metre üst tarafta, Calle Cervantes üzerinde yeralan Hostal Jaen'de 2 aya yakın kalmış; arada, Fas ve Küba gezilerimizi gerçekleştirmiştik.

23 ARALIK 2012 CUMA....

Güne, uzun uzadıya bir kahvaltı sonrası, adeta bomba gibi başlıyoruz. Artık, sokakları arşınlamaya hazırız...
Cadde'nin üst tarafına, hemen 50 metre ilerideki Anton Martin Metrosu yönünde yürümeye başlıyoruz.Sağda, konser salonu; karşıda, Museo del Jamon yani Jambon Müzesi...
Biz içeriye kıvrılıyoruz. Önce Calle Cervantes'e şöylece, yerinde mi diye bakıyoruz.Sonrasında da, Huertas üzerinden, Plaza Santa Ana'ya ulaşıyoruz.
Burası oldukça renkli...Mutlaka bir akşam geçirilmeli, sağlı sollu Cervacerias ( birahane) larda.. Alemana en ünlüsü. Meydanın  tam ortasında, faşist Franco zülmünün hışmına uğrayan ve genç yaşta katledilen şair Frederico Garcia Lorca'nın heykeli var. Tebessümle karşılıyor bizleri, durumunuz pek de parlak değil dercesine... Biraz sohbet ediyoruz, dert yanıyoruz Ona(!)...
Puerta Del Sol (Güneş Kapısı) na doğru hareketleniyoruz. Az ilerde solda, hoş bir jazz mekanı, Cafe Central...Onu da selamlıyoruz ve kıvrım kıvrım sokaklardan ilerliyoruz...
Madrid'in en can alıcı, tabiri caizse, Asmalı Mescit türü mekanlarının olduğu bölgeler burası.Ufak ufak mekanlar...5-10 masa... Ama akşamları tıklım tıklım dolu....Ülke krizin eşiğinde de olsa, insanlar hayatı yaşamakdan geri durmuyorlar. Ancak, önceki yıllara göre, bir gözlem olarak, piyango bayilerinin önündeki kuyruklar uzamış....

GÜNEŞ KAPISINDAYIZ......

Her zamanki gibi, cıvıl cıvıl.2005 i 2006 ya bağlayan geceyi bu meydanda geçirmiştik...Gecenin önemine binaen, ufak bir el (!), o mahşeri kalabalığın içinden elini uzatmış ve pek de değerli olmayan fotoğraf makinemi araklamıştı. Herneyse...
Biniş kartlarımızı aldık, pasaport kontrolünden de geçtik; uçağa binmek üzere kapının yolunu tutuyoruz...

Alp ve Mert uçağa binmeden son bir kez selam duruyorlar...

Plaza Santa Ana'da, Frederico Garcia Lorca ile beraberiz...


Madrid'in simgesi Ayıcık...

Meşhur Chocolade con Churros, sıcak çikolata ve uzun hamur tatlısı...

Piyango kuyrukarı...

Puerta Del Sol herzamanki gibi cıvıl cıvıl...

Pandomim sanatçıları her yerde....



Alp, şaşkınlıkla, nasıl ayakta durabildiklerini kontrol etti...

Gözümüz hemen, Madrid'in simgesi konumunda yeralan, ayağa kalkmış ayı heykelciğini arıyor, yerini değiştirmişler ama hemen oracıkta... Devamı gelecek bölümde...

PARİS OCAK 2013
MADRID - KASIM 2012
SEAM REAP ŞUBAT 2012
ANGKOR WATT HARABELERİ SUBAT 2012
BANGKOK ŞUBAT 2012
PHONM PENH ŞUBAT 2012
KUALA LUMPUR ŞUBAT 2012
PERHENTIAN ADALARI ŞUBAT 2012
BALI ŞUBAT 2012
PHUKET OCAK 2012
BELGRAD EKİM 2011
SARAYBOSNA EKİM 2011
SPLIT EKIM 2011
TROGİR(HIRVATİSTAN) EKİM 2011
MOSTAR EKİM 2011
DUBROVNİK ELEFITI ISLANDS EKİM 2011
DUBROVNİK EKİM 2011
KOTOR(MONTENEGRO) EKIM 2011
OHRİD-EYLUL 2011
BİTOLA(MANASTIR) EYLUL 2011
KOSOVA(PRİZREN) EYLUL 2011
USKUP EYLUL 2011
TİRAN EKİM 2011
MART 2010 SALVADOR DE BAHIA
CABO FRIO SUBAT 2010
SUBAT 2010RİO CARNAVAL
RİO DE JANEİRO SUBAT 2010
UBATUBA SUBAT 2010
SANTOS OCAK 2010
SAO PAOLO OCAK 2010
CURİTİBA OCAK 2010
FOZ DO IGUACU - AVES PARQUE OCAK 2010
FOZ DO IGUACU - CATARATAS OCAK 2010
PUERTO IGUAZU & CATARATASOCAK 2010
TİGRE DELTASI OCAK 2010
ROSARIO OCAK 2010
BUENOS AIRES OCAK 2010
LUJAN OCAK 2010
MONTEVİDEO OCAK 2010
PUERTO MADRYN ARALIK 2009
FALKLAND ADALARI (MALVINAS) ARALIK 2009
CAPE HORN ARALIK 2009
USUAIA - ARALIK 2009
BEAGLE CHANNEL ARALIK 2009
PUNTA ARENAS ARALIK 2009
Chacabuco & Coyhaique ARALIK 2009
Puerto Montt & Puerto Varas ARALIK 2009
NORWEGIAN SUN PHOTOS ARALIK 2009
VALPARAISO ARALIK 2009
VINA DEL MAR ARALIK 2009
SANTIAGO ARALIK 2009
2009 ARALIK KEY WEST MIAMI
ARALIK 2009 EVERGLADES NATIONAL PARK
ARALIK 2009 MIAMI
2009 ARALIK COZUMEL/MEXICO
2009 ARALIK BELIZE CITY/ BELIZE
2009 ARALIK ROATAN/HONDURAS
2009 ARALIK GRAND CAYMAN
2009 ARALIK CARNIVAL VALOR
2009 KASIM ORLANDO
2009 KASIM HOUSTON
LOS ANGELES-11-16 KASIM 2009
LAS VEGAS- 8-11 2009
FRANKFURT- 6-8 KASIM 2009
2009-KASIM-COLOGNE
2008-EYLÜL-Berlin
2008-EYLÜL-Kopenhag
2008 - EYLÜL- BERGEN
OSLO - VIGELAND PARKı
2008-EYLÜL-Norveç
2008-EYLÜL-Stockholm
2008 HAZİRAN-Tunus
2008 HAZİRAN-Palermo
2008 HAZİRAN-Bergamo
JAN 2008-LONDON
Houston Science Museum
Houston Fine Arts Museum
HOUSTON
KACKAR MOUNTAIN REGION
LORO PARQUE/TENERIFE
BUDAPEST
WIEN
PRAG
PRADO MUSEUM
DONOSTIA/SAN SEBASTIAN
BILBAO
CUBA
MOROCCO
MADRID
BARCELONA&COSTA BRAVA
AMSTERDAM
LISBON
PARIS
BANGKOK
NORTHERN THAILAND
THAILAND-ISLANDS
SOUTHERN THAILAND
MALAYSIA