Burada güneş hep böyle batar.. Sairee Beach-Koh Tao-Tayland
Koyda "The sound of Silence"...Haad Yuan-Koh Pha-ngan-Tayland
Sevgili Alp ve Mert;
Hatırlayacağınız gibi, yedinci mektubu “…….“ Kanıbir ” lerin miladı, bundan böyle, Mayıs 2004’dü. Bu defa, saatin her çalışında, farklı bir güzelliği yaşamaya adeta and içmiştik...” şeklinde tamamlamıştım.
Evet, gerçekten de öyle oldu. Uzun süredir düşümüzde kurduğumuz bir hayali, bir yaşam tarzını hayata geçirdiğimiz ay oldu Mayıs 2004. Artık, uzun uzadıya yaşanan geceler, bir anda günün ilk ışıklarına karışacak; çalar saatin o acımasız vızıltısı olmadan uyandığınızda, sabah bir yerlere yetişme telaşı olmayacak; aheste aheste kahvaltımızı yapacak, günü istediğimiz gibi planlayıp, istediğimiz yerde de noktalayacaktık.
İşte bu amaçla, annenizin de iş yaşamını noktalaması ile, Haziran 2006’da, sırt çantalarımız omuzumuzda, soluğu Uzak Doğu’da, 64 gün sürecek bir gezide aldık. İlk durağımız, Singapur’du. Henüz mevsim olarak sıcağa ve neme alışık olmayan vücudumuz, havaalanını terk eder etmez, adeta sıcak bir su kazanının içine dalmış; bir anda, kendimizden geçmiştik. Üç güzel günün ardından, Malezya’ya, Johor Bahru’ya, oradan da 3.5 saatlik bir uçak yolculuğu ile, Kota Kinabalu(Sabah)’ya geçtik. Bir ufak parantez açayım. “ Air Asia” uçak biletini aylar öncesinde internetten, “on-line” aldığımızda, bu ülkede kimsenin bu türden bir işlemden haberi bile yoktu.
Borneo Adası’nın Malezya’ya ait bu kısmı, ana karadan daha farklı, daha egzotik, tropik bir görüntü veriyor. Asya kıtasının en yüksek dağı (Mount Kinabalu) na, zamansızlık nedeniyle, çıkamadık. Umarım, bir gün hep birlikte çıkarız.
Malezya’da, görülmesi gereken yerlerin hemen hemen pek çoğunu gördük. Çoğu insanımızın, sadece başkent Kuala Lumpur’la sınırlı kalan bilgine rağmen biz, orta bölgelerinde yeralan “Taman Negara” denilen, 150 milyon yıl öncesine dayanan, Amazonvari, yağmur ormanlarını, oldukça zorlu bir yolculuk sonrası gezebildik. İlk kez, gerçek bir ormanda bulunuyorduk. Bu arada, bizim Doğu Karadeniz’i ve çay tarımı yapılan bölgeleri anımsatması dolayısıyla, "Cameroon ” yaylaları da, görülmeye değerdi.
Bir başka durağımız ise, Tayland’dı. “ Satun ” den girdikten sonra ilk ulaştığımız Krabi Bölgesi, gerçekten büyüleyiciydi. Hiç bitsin istemedik. Yağmurda ıslanıp, sırılsıklam olmanın, bu denli keyif vereceğini hiç düşünmemiştim. Sizlerle mutlaka gideceğiz. Adalar arasında kaybolup, zamanı boşa almanın zevkine varabilmek için…
Bir diğer gezi noktamız, Hong Kong’du. İnsanın eliyle yoğurduğu, suni bir cennet. Karşılaştırma yapabilmek açısından güzeldi.
" Yaslı(!) gittik, yine şen döndük evimize. Aklımız hep oralarda kaldı...