OĞULLARIMA MEKTUPLAR / MEKTUP 14

Sevgili Alp & Mert;
Tam tamına 18 aylık oldunuz. Dile kolay! Hoş, kimine göre çok kısa; ancak, size sorsam, belki de çok uzun bir süre…
Bugünlerde güne, sanki hiç bitmeyecekmişcesine, öyle arzulu, coşkulu başlıyorsunuz ki… Adeta “ Aman Allahım! Bu ne enerji böyle! ” dedirtiyorsunuz. Doğrusu bu ya, bize keyif vermenizin yanısıra; daha da güçlü olmamız gerektiği gerçeğini sık sık hatırlatıyorsunuz.
Sonuçta; gün de, tıpkı sizin enerjiniz gibi, bitiyor bitmesine; tabii, biz de…
Nerden başlasam, neler neler yaptığınızı anlatmaya bilmem ki… Kalkar kalkmaz ilk iş, “BBC Prime” çocuk kuşağı için, TV açılıyor. Saat; kimi duruma göre ya 06.30; ya da 5-10 dakika sonrası…
Öylesine zevkle izliyorsunuz ki, anneniz kahvaltınızı program bitmeden yetiştirebilmek için olağanüstü bir gayret sarfediyor.
Bu kısacık süre, hem sizin hem de bizim güne nasıl başlayacağımızı adeta belirliyor. Eğer iyi(!) geçirdiysek, biliniz ki, artık sıra bizim kahvaltımızda…
Sonrasında siz, yavaş yavaş dünden yarım kalan işlerinize(!) yani kısaca rutininize döndüğünüzde; işte, gün bizim için “mükemmel” başlamış demektir. Yok eğer, bir yerlerde bir şeyler eksik kalmışsa, işte o zaman yandık(!). Artık, parçaları birleştirebilene aşk olsun!
Gün iyiden iyiye ısındı mı… Hani şöyle, 10.30-11.00 suları… Bugünkü menüde kimbilir ne var? Hangi cambazlık desem?
Uyku mu? Bugünlerde, ortalama 1.5-2 saat kadar, muhtemelen öğleden sonra. Biliniz ki, o uyku saatiniz gelmeden, özellikle annenizin rahat etmesi pek mümkün değil.
Akşam oluyor olmasına da… Kesin yatış saatiniz, 21.00 civarına kaydı bugünlerde. Ehh, o saatten sonra, bizim için de gün bitiyor; bitmese de, zaten, vücudumuz iflas etmiş oluyor yorgunluktan.
Geçtiğimiz Mart ayında, sizlerle birlikte ilk uzun yurtiçi gezimizi yaptık. Uçağa, o çok uzun Amerika yolculuğunuzdan sonra, ilk kez bindiniz ve Antalya’ya gittik. Hatırlayamayacak olsanız da, videolara ve resimlerinize bakarak neler yaptığınızı gördükçe, eminim ki, sizler de güleceksiniz.
Hemen hemen ilk yaz günlerini yaşıyoruz bugünlerde. Bahar da, tıpkı sizler gibi coşkulu. Anneniz, her yıl bu zamanlarda yaptığı gibi, bavulları toplamakla meşgul.
Yaz günlerinin planları çoktan yapıldı. Önümüzdeki günlerde Erdek yolculuğu var. Bir süre oradayız. Tam ısındık derken; sizi, bu kez, bizden çok farklı diyarlara, dünyalara, sınırlarımızın ötesine alıp götüreceğiz. Önce Sicilya’ya; ardından da, kısmen bize benzeyen Tunus’a. Aynı anda, iki farklı coğrafya… Yine, ne olup bittiğini sonradan, videolarınıza bakarak kavrayacaksınız belki ;ancak, eminim, çok hoşlanacaksınız. Ben, bu tip gezilerin sizlere çok katkı sağlayacağına inanıyorum, görsellik açısından.
Benim Biricik Çocuklarım;
Belki size, bu arada, sevgili yurdumuzdan bahsetmem gerekiyor. Ancak, farkında olduğunuz gibi, geçiştirmeyi tercih ediyorum. Ne yazık ki, sizlere öyle göğsünüzü kabartacak, övgüye değer konulardan bahsedememenin sıkıntısını yaşıyorum. Yaşananları anlatmaya kalksam; eminim ki, sizlerin de, tıpkı benim gibi, içiniz sızlar. Böyle bir Cumhuriyette olmak istemezsiniz. En iyisi mi diyorum, bu mektup da bahsetmeyeyim sizlere olandan bitenden. Hoş, daha ne kadar kaçabilirim ki…

































