Gezgin

Two ex-bankers were long time on the roads. But 2006 is opening anew perspective to their 17 year-long happy marriage.Because TWINS, have already decided to be on the way, saying "Count us in as well". From now on,we altogether are much more powerful. İki eski bankacı,uzun zamandır yollardaydı. Ancak 2006 yılı;17 senelik mutlu beraberliklerine farklı bir pencere açtı.Zira,"İkizler" çoktan yola koyulma kararı almışlardı bile,"Biz de varız" diyerek..Artık,daha da güçlüyüz...

Pazartesi, Nisan 28, 2008

OĞULLARIMA MEKTUPLAR / MEKTUP 14







Sevgili Alp & Mert;

Tam tamına 18 aylık oldunuz. Dile kolay! Hoş, kimine göre çok kısa; ancak, size sorsam, belki de çok uzun bir süre…
Bugünlerde güne, sanki hiç bitmeyecekmişcesine, öyle arzulu, coşkulu başlıyorsunuz ki… Adeta “ Aman Allahım! Bu ne enerji böyle! ” dedirtiyorsunuz. Doğrusu bu ya, bize keyif vermenizin yanısıra; daha da güçlü olmamız gerektiği gerçeğini sık sık hatırlatıyorsunuz.
Sonuçta; gün de, tıpkı sizin enerjiniz gibi, bitiyor bitmesine; tabii, biz de…
Nerden başlasam, neler neler yaptığınızı anlatmaya bilmem ki… Kalkar kalkmaz ilk iş, “BBC Prime” çocuk kuşağı için, TV açılıyor. Saat; kimi duruma göre ya 06.30; ya da 5-10 dakika sonrası…
Öylesine zevkle izliyorsunuz ki, anneniz kahvaltınızı program bitmeden yetiştirebilmek için olağanüstü bir gayret sarfediyor.
Bu kısacık süre, hem sizin hem de bizim güne nasıl başlayacağımızı adeta belirliyor. Eğer iyi(!) geçirdiysek, biliniz ki, artık sıra bizim kahvaltımızda…
Sonrasında siz, yavaş yavaş dünden yarım kalan işlerinize(!) yani kısaca rutininize döndüğünüzde; işte, gün bizim için “mükemmel” başlamış demektir. Yok eğer, bir yerlerde bir şeyler eksik kalmışsa, işte o zaman yandık(!). Artık, parçaları birleştirebilene aşk olsun!
Gün iyiden iyiye ısındı mı… Hani şöyle, 10.30-11.00 suları… Bugünkü menüde kimbilir ne var? Hangi cambazlık desem?
Uyku mu? Bugünlerde, ortalama 1.5-2 saat kadar, muhtemelen öğleden sonra. Biliniz ki, o uyku saatiniz gelmeden, özellikle annenizin rahat etmesi pek mümkün değil.
Akşam oluyor olmasına da… Kesin yatış saatiniz, 21.00 civarına kaydı bugünlerde. Ehh, o saatten sonra, bizim için de gün bitiyor; bitmese de, zaten, vücudumuz iflas etmiş oluyor yorgunluktan.

Geçtiğimiz Mart ayında, sizlerle birlikte ilk uzun yurtiçi gezimizi yaptık. Uçağa, o çok uzun Amerika yolculuğunuzdan sonra, ilk kez bindiniz ve Antalya’ya gittik. Hatırlayamayacak olsanız da, videolara ve resimlerinize bakarak neler yaptığınızı gördükçe, eminim ki, sizler de güleceksiniz.
Hemen hemen ilk yaz günlerini yaşıyoruz bugünlerde. Bahar da, tıpkı sizler gibi coşkulu. Anneniz, her yıl bu zamanlarda yaptığı gibi, bavulları toplamakla meşgul.
Yaz günlerinin planları çoktan yapıldı. Önümüzdeki günlerde Erdek yolculuğu var. Bir süre oradayız. Tam ısındık derken; sizi, bu kez, bizden çok farklı diyarlara, dünyalara, sınırlarımızın ötesine alıp götüreceğiz. Önce Sicilya’ya; ardından da, kısmen bize benzeyen Tunus’a. Aynı anda, iki farklı coğrafya… Yine, ne olup bittiğini sonradan, videolarınıza bakarak kavrayacaksınız belki ;ancak, eminim, çok hoşlanacaksınız. Ben, bu tip gezilerin sizlere çok katkı sağlayacağına inanıyorum, görsellik açısından.

Benim Biricik Çocuklarım;

Belki size, bu arada, sevgili yurdumuzdan bahsetmem gerekiyor. Ancak, farkında olduğunuz gibi, geçiştirmeyi tercih ediyorum. Ne yazık ki, sizlere öyle göğsünüzü kabartacak, övgüye değer konulardan bahsedememenin sıkıntısını yaşıyorum. Yaşananları anlatmaya kalksam; eminim ki, sizlerin de, tıpkı benim gibi, içiniz sızlar. Böyle bir Cumhuriyette olmak istemezsiniz. En iyisi mi diyorum, bu mektup da bahsetmeyeyim sizlere olandan bitenden. Hoş, daha ne kadar kaçabilirim ki…

Çarşamba, Nisan 23, 2008

"GS" TARAFTARLIĞIMI BİR SÜRELİĞİNE DONDURUYORUM!

DEMOKRATİK, LAİK CUMHURİYETE, TAM BAĞIMSIZLIĞA, ATATÜRK İLKE VE DEVRİMLERİNE AŞIK BİRİ OLARAK;

Kendimi bildim bileli taraftarı olduğum "GALATASARAY"lılığımı,
kendini bilmez biri ve ona kucak açanlar yüzünden, ne yazık ki, bir süreliğine donduruyorum.
Aşağıya, GS Kulübü'ne gönderdiğim e-mail mesajını alıyorum.

From: kanibirm
Date: 04/23/08 13:46:42
To: gssite@galatasaray.org
Subject: AÇIK İSYANIMDIR!

GS SPOR KULÜBÜ YÖNETİMİ'NE;

Sadece sporun degil, ayni zamanda kulturun de besigi olmus; icinde Cumhuriyete, onun yuce degerlerine onderlik etmis pek cok kisiyi barindiran yuce bir kurum

GALATASARAY SPOR KULUBU...
Bilindigi gibi, Camiayi yucelten salt sportif basarilar olmayip, en az onlar kadar tasidigi degerlerdir.
Bu cercevede, salt bir GS taraftari ve hayrani olarak;
Bir suredir sportif basarisizliklar, kulupte yasanan huzurluklardan cok, kulubun geldigi cizginin, ne yazik ki, ondan beklenen cagdas olcutleri yakalayamamasi beni daha derinden uzmektedir.
Hele hele boylesi bir camiada, bir bransin ustelik kaptanligina kadar yukselmis bir kisinin;
tum alisildik degerleri hice sayip,
bu ulkeyi yucelten degerlerle adeta alay edercesine,
futursuzca beyanlarda bulunmasını,
ayni olcude buna goz yumulmasını,
arkasında ne tur guc olursa olsun hos karsilanmasını
esefle karsiladigimi belirtir,
sozkonusu kisinin bu takimdan uzaklastirilmasi gerceklesene kadar,
"GS"liligimi dondurdugumu üzülerek belirtirim.

Saygilarimla,

A.Muhsin KANIBIR


Not:" http://kanibirs.blogspot.com " adresinde, "23 Nisan" dolayisiyla yayimladigim yaziyi, bu kisi ve onun gibi dusunenlere ithaf ediyorum.

"ULUSAL EGEMENLİK" ÜZERİNE...

Dünyada pek az ülkenin "Ulusal Egemenlik", "Tam Bağımsızlık" kavramlarının anlamını kavradığı, sadece birkaçının fiilen yaşayabildiği yıllarda tattık biz bu kavramları...
Daha 19.yüzyılın başlarıydı...
Kendi topraklarında hiç sömürge olmamış bir ulusun çocuklarıyız.
Bu ne onur! Bu ne gurur!
Bunun ne anlama geldiğini, bugün sadece Irak'a bakarak anlayabiliriz.
Emperyalist güçlerin oyuncağı olmanın bedelini...

Sevgili Alp & Mert;

Bugün, ne yazık ki kafaları en az 300-350 yıl geride düğümlenip kalan, neden hala-sanat ve kültür aşığı- Viyana'yı alamadık diye hayıflanan zavallıların anlayabileceği bir kavram değildir Ulusal Egemenlik !
Onun bunun ayakucuna ilişip bağdaş kuran, sırf kendi kişisel çıkarları uğruna, koca bir ulusun onurunu ayaklar altına alan besleme takımının da anlayacağı bir kavram değildir Ulusal Egemenlik!
Dünyayı tersine doğru yazılmış yazıların gölgesinde, başaşağı bir şekilde, geriye doğru bakarak algılayanların ise hiç anlayamayacağı bir kavramdır Ulusal Egemenlik!

Biz bu kavramı;
Tüm benliği ile yaşamını bu ulusa adayan, sadece yaşadığı yüzyıla değil, daha henüz yaşanmamış pekçok çağa düşünceleri ile aydınlık saçan ve saçacak o yüce insan
Gazi Mustafa Kemal Atatürk sayesinde öğrendik.
Çok şanslısınız ki, size her zaman ışık saçacak böyle bir önderiniz var...

ULUSAL EGEMENLİK HAFTASI TÜM ULUSALCI GÜÇLERE

KUTLU OLSUN!..

Pazar, Nisan 13, 2008

SEYAHAT ÖNCESİ... BAZI HATIRLATMALAR!..

Sevgili gezisever, aynı anlama gelmek üzere, yaşam aşığı dostlar;
Bildiğiniz gibi, seyahat oldukça eğlenceli, rahatlatıcı, hoş bir faaliyet olması yanısıra yorucu; hatta, gerekli önlemler alınmadığında, kimi zaman da sağlığı tehdit edici nitelikte üzücü sonuçlar doğurabilmektedir.
Bu "post" ile, özellikle uzun süreli, tek başına yolculuk yapan arkadaşlarla, kimileri için bildik de olsa, bazı web site adreslerini paylaşmak; naçizane, bazı önerilerde bulunmak istiyorum.
Bizim gibi ülke vatandaşları için seyahatin, hele hele de uzun süreli olanının ne denli külfetli bir iş olduğu herkesin malumudur. Ama, tüm zorluklarına karşın; iyi bir planlama ile, seyahatimizden istenen sonuçların alınacağı da aynı oranda ortadadır.


SEYAHAT EN AZ 6 AY ÖNCESİNDEN PLANLANMALI!

Gerek biletleme gerekse de "budget" konaklama açısından, özellikle Avrupa'daki belli merkezler için, seyahatin en az 6 ay öncesinden, ayrıntılı bir şekilde planlanması bir zorunluluktur. Hatta, gidilecek tarih, önemli bir festivale denk geliyorsa, bu süre daha da erkene alınmalıdır.

AYRINTILI BİR İNTERNET ARAŞTIRMASI YAPILMALI

Gidilecek yerle ilgili gerek arşivden gerekse de internetten taze bilgiler özenle toplanmalı ; gidilecek mevsime ve yoğunluğa göre hareket edilmelidir.
Aynı yere daha önce giden gezgin arkadaşların yazdıkları gezi yazıları ve forumlarda verdikleri ipuçları dikkate alınmalıdır.

İşte size, bazı faydalı olduğunu düşündüğüm site adresleri:

"The Guardian" Seyahat Sayfaları ve A-Z Şehirler Listesi;

"The Telegraph" Seyahat Sayfaları;

"The Newyork Times" Seyahat Sayfaları

FORUMLAR

Lonely Planet,"Thorntree" forum sayfaları;

Fodor's "Travel Talk" forum sayfaları

GİDİLECEK YERLER İÇİN SAĞLIK TARAMASI YAPILMALI

Seyahat planlarımızın aksamaması, harcadığımız onca paranın boşa gitmemesi; herşeyden önce de, sağlığımızdan olmamak için, gidilecek yerlerle ilgili mutlaka bulaşıcı hastalık taraması yapılmalı; gerekli aşılar, seyahat öncesinde, uzmanlarca belirtilen tarihlerde mutlaka yaptırılmalı ve onların verdikleri direktifler doğrultusunda hareket edilmelidir.

Bu konuda yararlanılabicek siteler:

Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü,

İskoçya Ulusal Sağlık Servisi

UK Sağlık Departmanı

Malaria Noktaları

Travel Medicine Bilgisi

Amerikan Sağlık Departmanı

Dünya Sağlık Teşkilatı










Perşembe, Nisan 03, 2008

KIŞ UYKUSUNDA TİTREYENGÖL...

Sıra sıra dizili palmiyelerin arasından, solgun renkteki Akdeniz'i seyrediyorum; buz gibi biramı yudumlarken, barın bir köşesinden.

Vakit, herhalde öğleden sonrası olmalı... Ortam, dingin; yaşamın "gri" tonları hakim...

İkizler oyun bahçesinde, Hanım yürüyüşte,

Bense, herşeyin fiyata dahil olduğu bir ortamda, üçüncü biranın keyfini sürüyorum...

Dedim ya, sakin buralar... Hava kapalı, güneş "nazende" sanki; pek kendini belli etmek istemiyor; kısaca, tatsız...

Ama, yaşamı sorgulamak adına yolculuğu, bu mevsim yapmak lazım buralara...

Sakin sakin...

Derin derin solumak lazım dostluğu, birlikteliği hatta yanlızlığı...

Tel tel sorgulamalı olanı biteni, ilişkileri...

"Piano Bar"da, piyanosuz bir şekilde...

Kendinize "neden" yaratın...

Çıkın "statüko"nun dışına...

Ortamı değiştirin...


Mevsimin, Doğu Akdeniz Bölgesi için bile "düşük" sayıldığı bir ayda, Mart ayının son haftasını Antalya'da, Side'ye 5 km. uzaklıktaki "Titreyengöl"de karşıladık.

Çarşamba, Nisan 02, 2008

İKİZLERLE SEYAHAT...


“Post”a birkaç soru ile başlayalım…
Sizce seyahat etmenin incelikleri nelerdir?
Tek başına mı yoksa birlikte seyahati mi tercih edersiniz?
Yalnız seyahatin avantajları ya da zorlukları neler?
Seyahatinizin istediğiniz gibi gerçekleşmesi için nelere özen gösterirsiniz?
Önceden bir plan yapıp, ona harfiyen uyar mısınız?
Ya da, işi akışına mı bırakırsınız?

Ancak nasıl yaparsanız yapınız, sanılanın aksine, gerçekte zor bir zanaattir seyahat… İyiden iyiye, inceden inceye bir plan işidir…

Çocukla! Hele hele de, ikizlerle…
İşte, bu, bambaşka bir konu…

Ama durun, hemen öyle endişeye kapılmayın!
İşin özü, tabii ki, planlama…
Hemen her şeyi, yalnız başına yaptığınıza kıyasla, birkaç kez daha gözden geçirmelisiniz. En ufak bir detayı atlamadan. Tabii bu, oldukça stresli bir iş. Ne kadar planlasanız da, bazı aksilikler her zaman olacaktır. Önemli olan nokta da burası. Yani, aksi giden şeyin, ihmal edilebilir olup olmaması.
Ama sadece planlama yeterli mi?
Ondan da önce, yola koyulduğunuzda, çok önemli bir sermayeye daha gereksiniminiz var:
Bol bol sabır...
Yeterince(!) sabırlı olmak durumundasınız. Ne kadar mı? İşte orası, sizin sinir katsayınıza bağlı...

2008-EYLÜL-Berlin
2008-EYLÜL-Kopenhag
2008 - EYLÜL- BERGEN
OSLO - VIGELAND PARKı
2008-EYLÜL-Norveç
2008-EYLÜL-Stockholm
2008 HAZİRAN-Tunus
2008 HAZİRAN-Palermo
2008 HAZİRAN-Bergamo
JAN 2008-LONDON
Houston Science Museum
Houston Fine Arts Museum
HOUSTON
KACKAR MOUNTAIN REGION
LORO PARQUE/TENERIFE
BUDAPEST
WIEN
PRAG
PRADO MUSEUM
DONOSTIA/SAN SEBASTIAN
BILBAO
CUBA
MOROCCO
MADRID
BARCELONA&COSTA BRAVA
AMSTERDAM
LISBON
PARIS
BANGKOK
NORTHERN THAILAND
THAILAND-ISLANDS
SOUTHERN THAILAND
MALAYSIA