Gezgin

Two ex-bankers were long time on the roads. But 2006 is opening anew perspective to their 17 year-long happy marriage.Because TWINS, have already decided to be on the way, saying "Count us in as well". From now on,we altogether are much more powerful. İki eski bankacı,uzun zamandır yollardaydı. Ancak 2006 yılı;17 senelik mutlu beraberliklerine farklı bir pencere açtı.Zira,"İkizler" çoktan yola koyulma kararı almışlardı bile,"Biz de varız" diyerek..Artık,daha da güçlüyüz...

Pazartesi, Temmuz 28, 2008

OĞULLARIMA MEKTUPLAR: ONBEŞİNCİ MEKTUP





SEVGİLİ ALP & MERT;

Üç aylık aradan sonra tekrar merhaba! Öylesine yoğun bir 3 ay yaşadı(k)nız ki… Nerden başlasam anlatmaya…
Her yıl olduğu gibi, mayıs başında Erdek’e geldik, burada daha rahat edeceğinizi düşünerek. Tam ısındık, bu kez, haziran ayı başında 11 günlük, birlikte ilk yurtdışı geziniz başladı.
Önce İtalya’ya, Bergamo’ya, oradan Palermo’ya; sonrasında da, Tunus’a geçtik. Çok eğlendiğinizi sezinliyorum. Zaten resimler ve videolar da bunu gösteriyor.

Sandığımızdan daha rahat geçti. Bize hiç zorluk çıkarmadınız desem yeridir. Bunun için sizlere teşekkür borçluyuz.
Dönüşte, doğrusu tam bir sürpriz bizleri bekliyordu. Bu kez, uzunca bir süredir yaşamakta olduğumuz gerek Erdek’teki gerekse de İstanbul’daki mekanlarımızı tasfiye edip, sırf sizler rahat edesiniz diye, bahçeli, 3 katlı rahat bir villaya taşındık.
Adını bilin bakalım ne koyduk: “ VİLLA MERT ALP ”…
Artık, yaz-kış adresimiz, Erdek oldu. Yeni evinizi çok sevdiğinizi düşünüyoruz. En azından daha özgür bir ortamda büyüyeceksiniz.
Aslında, sizlerle ilgili de çok büyük değişiklikler, gelişmeler var. O kadar çok büyüdünüz, serpildiniz ki, tek tek anlatmak isterdim. Ancak, öylesine yoğun, yorgun günler geçiriyoruz ki, bu satırları bile güçlükle(!) yazabiliyorum. Sanırım, bir sonraki mektupta daha rahat anlatabilirim.
Bu hafta sonu yepyeni bir macera daha başlıyor. Bu kez, dedenizin doğduğu, atalarımızın topraklarına ilk kez gideceksiniz. Dedeniz ve babaanneniz oradalar, sizleri bekliyorlar. Burası, bir gün haritayı elinize aldığınızda bir çırpıda göreceğiniz, komşumuz Suriye sınırına çok yakın, Antakya merkeze 15-20 km uzaklıkta bir dağ, yayla köyü. Adı, Şenköy. Orada, şimdiye kadar hiç görmediğiniz, sadece TV de gördüğünüz hayvanları görecek, onlara dokunacaksınız. Köyün o mistik, gizemli havasını soluyacaksınız. Yaz ayında olmamıza rağmen akşamları biraz üşüyecek, hatta yorganla yatmak durumunda kalacaksınız. Çok çeşitli yiyeceklerden tadacaksınız, özellikle künefeyi seveceğinizi sanıyorum. Bir de, tandır ekmeğini…
Dönüşte, artık sonbahara girmiş olacağız. Yine, çok önceden planmış bir sürprizim daha var sizlere. Ancak onu bir sonraki mektuba bırakıyorum.
Bu arada, en önemli gelişmeyi söylemeyi unuttum sizlere. Mayıs ayı ile birlikte, siz de okullu oldunuz. Her sabah, ana-okulu servisi kapının önünden sizleri alıp, akşama getiriyor. Ona da alışmış gözüküyorsunuz. Pek çok arkadaşınız olmuştur.Şimdilik bu kadar. Bir sonraki mektup görüşmek üzere…

Cuma, Temmuz 25, 2008

HAMMAMET, HOTEL MİRAMAR GÜNLERİMİZ...


Bölgedeki en eski otellerden biri olan Miramar'a, bizim için anlamlı bir günde, evlenme yıldönümümüz olan 8 Haziran'da giriş yaptık. Geceyi, yöresel şarap eşliğinde karşıladık...




Evlenme Yıldönümümüzü Miramar'da kutladık..
Yükleyen kanibirm




Eski adı Miramar, yeni adıyla Barcelo; hem yemyeşil bir cennet hem de Hammamet şehir merkezine çok yakın. Harika bir kumsalı var. Kısaca, ideal bir konaklama merkezi. Personel oldukça cana yakın, yemekler de gayet güzeldi.




Hammamet-Miramar Otel
Yükleyen kanibirm

Kaldığımız 4 gece boyunca, hiç sıkıntı yaşamadık diyebilirim. Özellikle çocuklu aileler için tavsiye edilir.
Bir akşamüstü, taksi ile Hammamet Medina’sı ve Yasmine Hammamet turu yaptık. Toplam 2 saatlik geziye, 13 TND verdik.



Hammamet Center&Medina
Yükleyen kanibirm


“Yasmine” Bölgesi, bizim Antalya Belek gibi, otellerle dolu. En az 100 adet, 4-5 yıldızlı otel olduğunu söylüyor taksi şoförü. Büyükçe bir marinası, çocuklar için bir “Disneyland”i mevcut.



Yasmine Hammamet
Yükleyen kanibirm

Salı, Temmuz 15, 2008

BAŞKENT TUNİS'TAYIZ...



Tunus’lu şoför Ayman’ın mütevazi arabasına güçlükle sığıyoruz ve La Goulette’i, başkent Tunis’a bağlayan “Habib Burgiba Caddesi”nde yavaş yavaş yol almaya başlıyoruz...
İlk hedefimiz, şu an için Antakya’nın da önünde yer alan, dünyanın 1 numaralı mozaik müzesi olarak kabul edilen “Bardo”…

BARDO MÜZESİ…





Şehrin 3-4 km. dışında bulunan ve 3 katlı tarihi bir Osmanlı Konağı’nda sergilenen mozaikler, doğrusu büyüleyici. Bu kadar çok mozaiği bir arada ilk kez görüyoruz. Giriş, 7 TND.( İtalya’da olsa, herhalde, 15 € temiz alırlardı). En az 2 saatinizi ayırmalısınız.

KARTACA HARABELERİ…

Buradan geçiyoruz, ünlü komutan Hannibal’ın ülkesi Kartaca’ya… “Byrsa” Tepesi’ne doğru yönleniyoruz…


Akdeniz’e ve Kartaca şehrine hakim bir tepedeyiz. Şehrin değişik yerlerine dağılmış olan harabelerin tümünü tek tek görmek yerine, müzenin de yer aldığı bu mekanı tercih ediyoruz. Çok zengin bir ören yeri bekleyenler hayal kırıklığına uğrayabilir, benim gibi. Giriş, 8 TND+ 1 TND de kamera için.



Harabelerden çok, bölgenin çok düzenli, bakımlı olması dikkat çekiyor. Zira, 20 küsur senedir tahtta olan kral “Ben Ali” bu bölgede yaşıyormuş.


SİDİ BOU SAİD…

Kartaca’dan yolumuzu, hemen 4 km. ötede yer alan, Unesco’nun da koruması altındaki butik beldeye, Sidi Bou Said’e çeviriyoruz.



Etrafa, mavi ve beyaz renkler yanı sıra, sağlı sollu turistik eşya satıcıları hakim. Çok hoş bir bölge. Soluğu, kısmen dik bir yokuşun sonlarında yer alan, Akdeniz’i sanki kucaklar konumdaki café “ Sidi Chabaane”da alıyoruz…Krep ve Türk kahvesi söylüyoruz garsona, herkesin denediği çamfıstıklı naneli çay yerine. Sanki, Hisarüstü’ndeyiz. Ortam, cıvıl cıvıl.
Son gün tekrar buraya geleceğimizden, şimdilik başkent Tunis’a bir nokta koyup; otelleri ve plajları ile ünlü, yaklaşık 80 km. ötede yer alan Hammamet’in yolunu tutma vakti…
Tunis Otogar’ındayız. “S.R.T.G. NABEUL” adlı otobüs şirketinden, kişibaşı 3.6 TND vererek biletlerimizi alıyoruz.
Otobüsler klimalı. Sanki Ege’de bir beldeden diğerine yol alıyoruz. Etraf, yemyeşil. Yol otoban. Yaklaşık 1 saatlik keyifli bir yolculuk yapıyoruz.
Garajdan bir taksi ile, 3.5 TND karşılığı, 4 gecemizi geçireceğimiz Otel Barcelo/ Miramar’a geliyoruz.

İSTANBUL'A GÖZÜ YAŞLI VEDA... A TEARFULLY FAREWELL TO ISTANBUL!..

arka bahçe...


bir başka açıdan arka bahçemiz...


Erdek Şehir Merkezi'ne bakan ön teras...


Yan avlu ve giriş...

önden görünüm...


verandamız...
Erdek Koyu'nu kucaklayan, uzaklarda Avşa semalarında güneşi batırdığımız arka teras...

2008 YAZI OLDUKÇA HAREKETLİ, HARARETLİ, STRESLİ VE DE BUNALTICI...
EKONOMİK DARBOĞAZIN GİDEREK HERKESİ KISKIVRAK PENÇELEDİĞİ BİR ORTAMDA, ZATEN GÜÇLÜKLE NEFES ALABİLEN GENİŞ KİTLELERİ, BİR DE YAPAY GÜNDEMLERLE BOĞMAYA ÇALIŞAN, "ULUSAL" CI DÜŞMANI BİR İKTİDARLA YÜZYÜZEYİZ...

İŞTE, BU ORTAMDA BUNALAN GEZGİN KANIBİR'LER ÇÖZÜMÜ, MEKAN DEĞİŞİKLİĞİNDE BULDULAR. BİR SÜREDİR DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ, BİR ZAMANLAR TAŞI TOPRAĞI ALTIN ANCAK ŞİMDİLERDE KARIŞ KARIŞ PARSELLENMİŞ, İŞGAL ALTINDAKİ O GÜZELİM İSTANBUL'A, NE YAZIK Kİ, VEDA ETME DÜŞÜNCESİ BÖYLELİKLE HAYATA GEÇMİŞ OLUYOR...


HOŞÇAKAL GÖZLERİ YAŞLI, CEFAKAR(!) İSTANBUL...




YAKLAŞIK 3 HAFTADIR, ONLARCA KİŞİ İLE BİRLİKTE HUMMALI BİR ÇALIŞMA İÇİNE GİRDİK. TADİLAT, DÜZENLEME, YERLEŞME... SONUÇTA, HERKESİ MEMNUN EDECEK HOŞ BİR MEKAN ORTAYA ÇIKTI.


ARTIK, "GEZGİN"İN YAZ-KIŞ DAİMİ ADRESİ, ERDEK. BEKLERİZ EFENDİM!..

Perşembe, Temmuz 03, 2008

TUNUS GEZİ NOTLARI (8-12 HAZİRAN 2008)

MERHABA İSLAMİ(!) TUNUS...

Sabah gözlerimizi, bize benzer bir toplumsal ve dini anlayışla yönetilen bir ülkede, Tunus'ta açacak olmanın heyecanını duyuyoruz. Belki de tek farkı, islami yönetim şeklini kendi anayasasına eklemiş olması...

Özünde, Atatürk'ün şekillendirdiği hem laik hem de müslüman bir ülke yapısını benimseyerek, bunu örnek almış bir ülke Tunus...
Grimaldi Lines’a ait “Eurostar Salerno” adlı gemi, tam vaktinde, saat 20.00'da, aheste aheste Akdeniz'in koyu lacivert renkteki sularında yol almaya başlıyor...
Gemide daha çok karşılaştığımız, hafif Afrika koyusu renkte, birden fazla çocuğu olan Tunuslu aileler. Anlaşılan bu hattı kullanarak, hem ticaret yapıyorlar hem de ülke hasretlerini gideriyorlar. Bizim gibi turistik amaçlı geçiş yapan birkaç kişi.
İlk izlenimlerimiz; insanlarının Akdeniz sıcaklığını taşıması, cana yakınlığı, gayet modern görünümleri ve de Fransızcaları...

Uzun bir gece olacağı için binmeden, hemen oracıktaki bir büfeden 5 € ya kırmızı bir Sicilya şarabını da yanımıza almayı ihmal etmiyoruz.
Deniz görür kamaramıza yerleşir yerleşmez, üzerimize çöken günün yorgunluğunu, henüz tazeliğini koruyan, iki yıllık şarapla giderebiliyoruz. Tabii, bir solukta şişenin dibi görünüyor. Soluğu barda alıp, bira ile yola devam ediyorum.

Büyükçe plazmada, bir de baktım ki, Ulusal Takımımız, Euro 2008 Finallerinde Portekiz ile karşılaşıyor. İlk yarısı bitmiş. Şöyle bir kulak kabarttım İtalyan Rai spikoşuna; anladım ki, henüz gol yememişiz. Zira işin sonunu görünce böyle söylemek farz oluyor. İkinci yarı başladı ve çok geçmeden arka arkaya golleri yiyince, doğruca kamaramızın yolunu tuttum.
Mışıl mışıl uyumuşuz. Geminin salınımı bizimkilere, özellikle Alp’e, ninni gibi gelmiş olacak ki, hiç kımıldamadan uyuyor. Ohh be, hep gemi yolculuğu mu yapsak ne! Çocuklar ve Nilgün aşağıda, ben de tepelerindeki ranzada horul horul uyumuş olacağız ki, saat 06.15 i bulmuşuz. Şöyle bir dışarıya baktığımda, biraz uzaklarda Tunus kıyıları gözüküyordu. 07.30'da da, "La Goulette"'e yanaştık.
Herkesin pek çok bavulu var. Dolayısıyla da asansör kuyruğu…Bu durumda, en son biz indik gemiden. Pasaport kontrolü fazlaca zaman almadı, her ne hikmetse(!)... Bekleme salonundaki tek döviz gişesinden 50 € bozdurdum.(1 €= 1.8 TND)
Beklendiği üzere, sanki kendisini bekliyormuşuz gibi, kibar bir Tunus'lu arkadaş yanaştı. Kendilerine özgü fransızcası ile olaya dalarken, ben çektim bir selam

“Esselamün Aleyküm”…
Anlayacağınız sohbet derinleşti; biz bir anda, eşyalarla arkadaşın taksisinde bulduk kendimizi. Hemen bir gezi planı oluşturuldu. "Must see", görülecek yerlerin en başında “Bardo Müzesi” olmak üzere, “Kartaca/Carthage Harabeleri”, “Sidi Bou Said” gezilecek; sonunda da bizi, Hammamet’e gitmek üzere, Tunis Otobüs Garajı’na bırakacak. Anlaşma tamam.

Sıra pazarlık aşamasında... Pazarlık sonucu, bizim için “muslim price”a, 60 TND, yani yaklaşık 60 YTL’na anlaştık. Ehh, hiç de fena değil.
Hoş, “TGM-Light Rail” ile de, çok daha ucuza, üstelik din kardaşlarımızla beraber, şehrin belli başlı turistik yerlerini gezmek olası. Ancak biz, rahatı seçiyoruz.

Hava, şansımıza(!) kapalı hatta kısmen yağışlı. Yaklaşık, 40 km.’lik tur... Benzin, biraz pahalıymış(!) 1 TND…

2008-EYLÜL-Berlin
2008-EYLÜL-Kopenhag
2008 - EYLÜL- BERGEN
OSLO - VIGELAND PARKı
2008-EYLÜL-Norveç
2008-EYLÜL-Stockholm
2008 HAZİRAN-Tunus
2008 HAZİRAN-Palermo
2008 HAZİRAN-Bergamo
JAN 2008-LONDON
Houston Science Museum
Houston Fine Arts Museum
HOUSTON
KACKAR MOUNTAIN REGION
LORO PARQUE/TENERIFE
BUDAPEST
WIEN
PRAG
PRADO MUSEUM
DONOSTIA/SAN SEBASTIAN
BILBAO
CUBA
MOROCCO
MADRID
BARCELONA&COSTA BRAVA
AMSTERDAM
LISBON
PARIS
BANGKOK
NORTHERN THAILAND
THAILAND-ISLANDS
SOUTHERN THAILAND
MALAYSIA