OĞULLARIMA MEKTUPLAR: ONALTINCI MEKTUP
SEVGİLİ ALP & MERT;
MERHABA! SİZLERE KUCAK DOLUSU SEVGİLER!
Tam sizlerle, geride kalan ve oldukça yoğun geçen yaz aylarını paylaşmanın hesabını yapıyordum ki, bir de ne görsem, sizlere yazdığım şu mektupları yayımladığım “ Blogger ” a bile yasak getirmişler.
Bir kez daha, öylesi bir anlayışla, aynı coğrafyada olmanın dayanılmaz ezikliğini hissettim. Olup bitenleri sizlerin anlaması pek mümkün değil. Umarım bir gün, ne tür bir ülkede, ne koşullarda yaşadığın(m)ızı anlarsınız…
Herneyse, bu zırvalarla sizin bu güzelim gününüzü gölgelemek istemiyorum. Çünkü, biliyorum ki, sizlerin yaşayacağı ortamda bu faşizan tutumlar asla olmayacak.
EVET, TAM TAMINA 2 YAŞINDASINIZ!..
Bilseniz, her şey öyle farklı ki…
Birer bağımsız birey olma yolunda, öyle hızlı bir gelişme içindesiniz ki!
İkinizin de, öyle farklı karakterleri, davranışları, düşünceleri var ki…
Tabii, bu da çok doğal.
Artık, hemen hemen her konuda, dört farklı ses çıkıyor. Daha şimdiden, ortak bir noktada buluşmak için, annenizle öyle çaba harcıyoruz ki…
Kimbilir içinizde neler hissediyorsunuz? Neler yapmak istiyorsunuz?
Her ne kadar, henüz tam olarak ifade edemeseniz de…
Gelelim, geçtiğimiz son 3 aya…
Ağustos ayında, oldukça uzun bir karayolu yolculuğu ile, Erdek’ten taa Suriye sınırına, Şenköy’e ata topraklarına, 1.200 km.lik bir yolculuk yaptık. Yorucu olsa da, sizlerin o toprakları görmenizi çok istedim. Eminim ki, geriye dönüp bir gün videolara baktığınızda, çok farklı duygular hissedeceksiniz.
İlk defa gördüğünüz, yaptığınız pek çok şey vardı. Nerden başlasam! Dalından badem, incir, erik, üzüm; tandırdan ekmek yediniz.
Köyün o mistik sokaklarında dolaştık birlikte.
Bir çok hayvanla temas ettiniz. Kedi, köpek, at, eşek, horoz, tavuk, ördek. En çok kedileri beslemek hoşunuza gitti.
Tam 3 haftayı o bölgede geçirdik.
Eylül başında, bu kez bizi bir başka macera bekliyordu; Avrupa’nın en zengin, kuzey ülkeleri…
Stockholm(İsveç), Oslo, Bergen(Norveç), Kopenhag(Danimarka) ve Berlin(Almanya)…
15 gece süren bu yolculuğumuzda, ülkeler arasında bir uçaktan inip, diğerine bindik. Sadece uçağa mı? Trene, otobüse, gemiye de bindik. Çogunlukla yürüdük. Özellikle akvaryumlarına, hayvanat bahçelerine gittik.
Bize hiç benzemeyen ortamlarını soluduk hep birlikte. Şunu gördük kü, pek mümkün görünmese de, daha çok yol almamız lazım onlara yetişmek(!) için.
Sanki, rüya gibiydi…
Eylül ortasında tekrar Erdek’e, içinde yaşadığımız bu yeni evimize geldik. Sizler de, anaokuluna başladınız. Ya, işte böyle!
Yılın bitmesine şunun şurasında, sadece 2 ay kaldı! Henüz önümüzdeki aylar için bir planımız yok.
Bizler hızla yaşlanırken, ne tuhaf ki, tek istediğimiz; sizlerin sağlıkla, bir an önce büyümeniz, kendi kendinize yetebilmeniz!..
Bir sonraki mektupda görüşmek üzere…




































