Gezgin

Two ex-bankers were long time on the roads. But 2006 is opening anew perspective to their 17 year-long happy marriage.Because TWINS, have already decided to be on the way, saying "Count us in as well". From now on,we altogether are much more powerful. İki eski bankacı,uzun zamandır yollardaydı. Ancak 2006 yılı;17 senelik mutlu beraberliklerine farklı bir pencere açtı.Zira,"İkizler" çoktan yola koyulma kararı almışlardı bile,"Biz de varız" diyerek..Artık,daha da güçlüyüz...

Çarşamba, Ekim 29, 2008

OĞULLARIMA MEKTUPLAR: ONALTINCI MEKTUP











ONALTINCI MEKTUP: 28 EKİM 2008

SEVGİLİ ALP & MERT;

MERHABA! SİZLERE KUCAK DOLUSU SEVGİLER!
Tam sizlerle, geride kalan ve oldukça yoğun geçen yaz aylarını paylaşmanın hesabını yapıyordum ki, bir de ne görsem, sizlere yazdığım şu mektupları yayımladığım “ Blogger ” a bile yasak getirmişler.
Bir kez daha, öylesi bir anlayışla, aynı coğrafyada olmanın dayanılmaz ezikliğini hissettim. Olup bitenleri sizlerin anlaması pek mümkün değil. Umarım bir gün, ne tür bir ülkede, ne koşullarda yaşadığın(m)ızı anlarsınız…
Herneyse, bu zırvalarla sizin bu güzelim gününüzü gölgelemek istemiyorum. Çünkü, biliyorum ki, sizlerin yaşayacağı ortamda bu faşizan tutumlar asla olmayacak.

EVET, TAM TAMINA 2 YAŞINDASINIZ!..
Bilseniz, her şey öyle farklı ki…
Birer bağımsız birey olma yolunda, öyle hızlı bir gelişme içindesiniz ki!
İkinizin de, öyle farklı karakterleri, davranışları, düşünceleri var ki…
Tabii, bu da çok doğal.
Artık, hemen hemen her konuda, dört farklı ses çıkıyor. Daha şimdiden, ortak bir noktada buluşmak için, annenizle öyle çaba harcıyoruz ki…
Kimbilir içinizde neler hissediyorsunuz? Neler yapmak istiyorsunuz?
Her ne kadar, henüz tam olarak ifade edemeseniz de…
Gelelim, geçtiğimiz son 3 aya…
Ağustos ayında, oldukça uzun bir karayolu yolculuğu ile, Erdek’ten taa Suriye sınırına, Şenköy’e ata topraklarına, 1.200 km.lik bir yolculuk yaptık. Yorucu olsa da, sizlerin o toprakları görmenizi çok istedim. Eminim ki, geriye dönüp bir gün videolara baktığınızda, çok farklı duygular hissedeceksiniz.
İlk defa gördüğünüz, yaptığınız pek çok şey vardı. Nerden başlasam! Dalından badem, incir, erik, üzüm; tandırdan ekmek yediniz.
Köyün o mistik sokaklarında dolaştık birlikte.
Bir çok hayvanla temas ettiniz. Kedi, köpek, at, eşek, horoz, tavuk, ördek. En çok kedileri beslemek hoşunuza gitti.
Tam 3 haftayı o bölgede geçirdik.
Eylül başında, bu kez bizi bir başka macera bekliyordu; Avrupa’nın en zengin, kuzey ülkeleri…
Stockholm(İsveç), Oslo, Bergen(Norveç), Kopenhag(Danimarka) ve Berlin(Almanya)…
15 gece süren bu yolculuğumuzda, ülkeler arasında bir uçaktan inip, diğerine bindik. Sadece uçağa mı? Trene, otobüse, gemiye de bindik. Çogunlukla yürüdük. Özellikle akvaryumlarına, hayvanat bahçelerine gittik.
Bize hiç benzemeyen ortamlarını soluduk hep birlikte. Şunu gördük kü, pek mümkün görünmese de, daha çok yol almamız lazım onlara yetişmek(!) için.
Sanki, rüya gibiydi…
Eylül ortasında tekrar Erdek’e, içinde yaşadığımız bu yeni evimize geldik. Sizler de, anaokuluna başladınız. Ya, işte böyle!
Yılın bitmesine şunun şurasında, sadece 2 ay kaldı! Henüz önümüzdeki aylar için bir planımız yok.
Bizler hızla yaşlanırken, ne tuhaf ki, tek istediğimiz; sizlerin sağlıkla, bir an önce büyümeniz, kendi kendinize yetebilmeniz!..
Bir sonraki mektupda görüşmek üzere…

YASAKLAMAYA LANET!..

ÖNCELİKLE, " BLOGGER" A GETİRİLEN YASAĞI ŞİDDETLE PROTESTO EDİYORUM!!
TEKNOLOJİ VE BİLİM ÇAĞINDA, HER NE NEDENLE VE HER KİM TARAFINDAN ALINMIŞ OLURSA OLSUN...
YASAKÇI, ÇAĞDIŞI BİR ZİHNİYET...
ŞU AN BU SAYFA BENİM ÖZEL ALANIM; TIPKI EVİM GİBİ.
SAYFAMA GİREN İNSANLAR BENİM ÇOK ÖZEL KONUKLARIM. ONLARLA BİRLİKTE OLMAKDAN BENİ ALIKOYANLARI LANETLİYORUM!
KAPATMA KARARI; ÖZEL MÜLKİYETE DÜPEDÜZ BİR SALDIRI NİTELİĞİNDEDİR...
BÖYLE KEYFİ, SIRADAN OLMAMALI!..

Çarşamba, Ekim 22, 2008

STOCKHOLM - İLK GÜNÜMÜZ...

STOCKHOLM’DE İLK GÜNÜMÜZ…
12 Eylül 2008 saat o7 suları…


Soğuk ancak yağışsız bir günde, “Norrmalm” Bölgesi’nde, Eriksgatan Caddesi’ni gören penceremizi araladığımda gün henüz alacalı bulacalı, yavaş yavaş belirmekte; iş kıyafetleri ile insanlar, özellikle bayanlar, ortadan akan trafiğe aldırış etmeden, caddenin sağ ve solundaki parkurdan bisikletleri ile işyerlerine ulaşma telaşesi içindeydiler…

YAŞAMI YAŞANIR KILMA KAYGISI…

Oysa, sonraki günler gördük ki, Stockholm son derece gelişmiş bir metro ağına sahip; sayısız otobüs de cabası... 3 hatlı metronun, 15-16 ayrı kolu var. Buna rağmen, anladım ki bisiklet, yaşamın olmazsa, olmazı…
Bu olgu, tüm İskandinavya’da böyle; hemen herkes, hemen her yere bisikletleri ile, özel bisiklet parkurlarından gidebiliyorlar; yine, kendilerine ayrılan park yerlerine rahatça park ediyorlar; işlerini görüyorlar; bunun aksine, insanı çileden çıkaran gürültüsü ile, tek bir motosikleti gezimiz boyunca görmedik. Neden acaba? Bunun sırrı, bu insanların, o ucuz Çin işi araçları alacak paraları olmadığından mı yoksa yaşamı yaşanır kılma isteklerinden mi kaynaklanıyor? Sizce ne?..
Maria, erkenden işe gitti. Bizim için de güzel bir kahvaltı tepsisi hazırladı. Evin anahtarı, bizde! Bir an “ Biz olsak, hiç tanımadığımız bu insanlara acaba evimizin anahtarını bırakabilir miydik? ” diye düşünüyorum.

TURUMUZ BAŞLIYOR…

Tura başlamadan, bir iki saptama yapalım. Büyüklü küçüklü pek çok şehrini görme fırsatını bulduğum Avrupa’da Stockholm’ü;
Yaşanabilirlik,
Şehir kalitesi,
Görsellik,
İnsan kalitesi
gibi kriterler göz önüne alındığında, şehir sıralamasında en başa koymak gerekir diye düşünüyorum.
Önümde, şehrin 2008 yılı müze haritası var. Tam 71 adet müze işaretli yani bir müzeler şehri. Pek çoğu bedava.
Eriksgatan Caddesi’nin üzerindeki iki metro istasyonundan (yeşil hat) biz, “ Fridhemsplan ” ı tercih ediyoruz (Diğeri, Eriksplan). Hem metro hem de alışveriş merkezi.
İlk işimiz, 3 günlük “ Stockholm Card ” almak. Şehri daha ucuza dolaşmanın, görmenin en pratik ve ucuz yolu. İlk bakışta pahalı gözüküyor ( 2 yetişkin kartı için, SEK 1160 ödedik ). Ancak ulaşım, müze girişleri, kanal gezisi, akvaryum vb. diğer girişlerin bedava olduğu düşünüldüğünde, özellikle Stockholm’de bu tür bir kart almayı öneririm.
İlk varmak istediğimiz, 6 durak sonrası, 13.yüzyılda yerleşime açılan, bir küçük adacık Gamla Stan yani Eski Şehir...
Posta Müzesi’ne bakan istasyon çıkışından, hemen karşımıza gelen bir sokağı dikine çıkıyoruz. Burası, eski şehrin can damarı, nabzının attığı, uzunca fakat daracık “Vasterlanggatan ”.
Sağlı sollu alışveriş dükkanlarına bakınarak, Nobel Müzesi’nin de bulunduğu büyük meydana, “Stor Torget” e doğru yürüyoruz.
Nobel Müzesi, bende tam bir hayal kırıklığı; küçük ve de yetersiz bir bina; daha da önemlisi, Eylül 2008 itibariyle, ancak 2000 yılına kadar ödül alanların sergilenebildiği bir salon. Bu tarihten sonrakilere ise ancak internetten ulaşılabileceği ifade edildi.
Bir blok arkada, Kraliyet ailesinin şimdilerde kullanmadığı, 1697’de tümüyle yanan ancak 1754’de tekrar onarılan, heybetli görünümü ile Kraliyet Sarayı (Royal Palace) var. Meydanın ismi, “Slottsbacken”.
Sarayın içi buz kesmiş duvarları arasında fazla zaman harcamadan kendimizi, “Norrbro” Köprüsü yolu ile, yine “Norrmalm” Bölgesi’ne “Gustav Adolfs Torg” a atıyoruz.
Hedefimiz, Meydan’ın tam karşısındaki “Medelhavsmuseet”, Akdeniz Müzesi… Akdeniz ve Stockholm! Ne alakaysa!
1905 yılından kalma, neo-klasik bir banka binası… Elimdeki broşürde, İsveç’in en önemli arkeolojik koleksiyonunun bu binada olduğu yazılı. İçinde Mısır, Kıbrıs (ki, Kıbrıs üzerine en çok eser bulunan müze olduğu söylendi), Yunan, İtalyan, genişce bir İslam eserleri koleksiyonu; yanı sıra, çeşitli mumyalar ve heykeller mevcut. Bu arada, mihmandarlığımızı, hoş bir tesadüfle tanıştığımız bir Türk bayanın yaptığını belirtelim.
Binanın hemen ön tarafındaki caddedeyiz. Trafiğe kapalı, uzunca, taa “ T-Centralen ”, Merkez Tren İstasyonu’na dek uzanan, alışveriş ve yeme-içme mekanları ile dolu “ Drottninggatan ” da... Böylelikle, öğleden sonrayı bulduk. İlk gün için yeterli. Herkes hem yoruldu hem de acıktı. Buyrun Çin Lokantasına…(Açık büfe, SEK 85)

Cuma, Ekim 17, 2008

STOCKHOLM GEZİ NOTLARI (11-15 EYLÜL 2008)

HAYDİ HAZIRLANIN STOCKHOLM’E GİDİYORUZ!..

HEJ FRAN SVERIGE – İSVEÇTEN SELAMLAR

İyi ki, şu “charter” lar var da; ucuz ucuz gidiyoruz hani. Yoksa, kişibaşı 52 €’ ya değil 3.5 saat uzaklıktaki Stockholm’e, biz gitsek gitsek ancak otobüsle Hakkari’ye gidebilirdik!..
Tabii tek şart, biletleri biraz önceden almak.
Aylar öncesi internetten alınan biletleriyle, Alp & Mert arkada, oto koltuklarında olmak üzere gezgin KANIBİR’ ler; böylece, güzel bir güz sabahı 07.30’da, öğleden sonraki 14.20 uçağına yetişmek üzere, Erdek’ten yola çıkıp, tuttular Sabiha Gökçen’in yolunu…
Bagaj vaziyeti; 2 adet sırt çantası, 2 adet el bagajı, 2 adet puset.
Yolda, Yalova’da kısa bir mola ve ardından, öğle saatlerinde havaalanına varıyoruz.

( Erdek-Sabiha Gökçen arası, 235 km.).
Arabamızı park ettik otoparka (15 günlük, 130 YTL). “Check-in” ve bagaj işlemleri için bildik, mutat, biraz da can sıkıcı prosedür ve nihayet uçaktayız…
Kimilerinin aksine, havada olmak her zaman farklı, coşku dolu, bir his yaratmıştır içimde. Ya sizde? Varış saatimiz ise, 16.40…

ABBA’NIN ÜLKESİNDE,
GÜZEL GÖZLÜ GÜZELLER DİYARI,
14 ADA ÜZERİNE KURULU
STOCKHOLM’DEYİZ…

Üç saati aşkın süre nasıl geçti anlamadan, anons yapılıyor ve Stockholm “ Arlanda ” Havaalanı için alçalmaya başlıyoruz.
O da ne? İçimden uçak ya suya inecek ya da ormana diyorum. Etraf öylesine masmavi göllerle bezeli ve yemyeşil ormanla kaplı ki…
“Schengen” giriş damgası, bilmem kaçıncı kez, kafama vuruluyor sanki!..

Ardından bagaj çilesi ve sonunda dışarıdayız.
40 km. ötedeki şehir merkezine gitmek için, herkesin önerdiği, iki misli daha pahalı olan “ Arlanda Express ” yerine otobüsü, “ Flybussarna ” yı tercih ediyoruz. ( Biletlerimizi önceden, internetten aldık. G/D, kişibaşı SEK 179 ).
Yol, git git bitmiyor; uçak yolculuğu daha çabuk geçti sanki. 1 saati aşıyor ineceğimiz “ Eriksplan ” e varmamız. Kalacağımız aile yanı oda, “ guest-room ”, hemen 5 dakika yürüme mesafesinde, “ Eriksgatan ” da…



İŞTE, İLK İSVEÇ KAZIĞI…

Ancak oraya varmadan, yemek işini de halledelim diyoruz ve kendimizi meydandaki “ Subway ” e atıyoruz. Böylece, ilk İsveç kazığını da, sandviçlerle birlikte yemiş oluyoruz. Yanımızdaki bütün SEK 500’lük banknotu nasıl bozduracağız derken, dudak uçurtan bir hesap geliyor: SEK 160. Ne mi yedik? 2 sandviç, 2 kahve, çocuklar için de bir meyve suyu…

NİHAYET, “ ERİKSGATAN ” DA, “ GUEST-ROOM ” DAYIZ…

Cadde üzerinde, köşebaşı daire… Hemen, birinci kattayız…
Yerel saatle, 20.00 civarı…
Önceden, akşamın bu ilk saatlerinde geleceğimizi biliyor Maria. Göstermese de, 50’li yaşlarında; uzun süren bir evliliğin ardından, kısa süre önce boşanmış yani dul; tek başına, bu evde yaşıyor.
Zil bir kez çalıyor ve hemen açılıyor kapı. Sıcak bir tebessümle karşılanıyoruz. Sonrasında, 4 gece kalacağımız ( toplam SEK 2.400) odaya geçiyoruz. Tam da bize göre!..


Bu bölümle ilgili;

podcast ler http://www.box.net/shared/i7rg45y8ue

video lar http://www.dailymotion.com/kanibirm

resim ler http://picasaweb.google.com/kanibirm/2008EYLLStockholm

Çarşamba, Ekim 15, 2008

VIGELANG PARK


WHILE TALKING ABOUT OSLO AND ITS PRECIOUS PARK, " VIGELAND ", I EMPHASIZED GUSTAV VIGELAND & HIS WORKS, ESPECIALLY " MONOLITH " PLACED AT THE PARK. HERE'S THE PICTURES & VIDEO :

OSLO - VIGELAND PARKı









Salı, Ekim 14, 2008

PART III - BERGEN ( SEPTEMBER 17-19, 2008 )

MySpace, eBay ve ya kendi websiten için resimlerinin ve fotoğraflarının slideshowunu hazırlaSlideshow daki tüm resimleri göster

ON A MISTY, RAINY DAY’S MORNING FLIGHT FROM OSLO LASTING ALMOST ONE HOUR TOOK US TO THIS LOVELY, MAKING ONESELF KIND OF SPEECHLESS, MELANCHOLIC, FABLE-LIKE, FAMOUS COMPOSER EDVARD GRIEG’S BORN PASTORAL CITY!..
MORE OR LESS 225.000 POPULATION; TUCKED BETWEEN MOUNTAIN RANGES, BOUNDED BY FJORDS; WOOD-FRAMED HOUSES, AND COBBLED STREETS; AS BEING NEAR-ARTIC CLIME, IN JUNE HAVING OVER 20 HOURS OF SUN A DAY…
RAIN & BERGEN; BERGEN & RAIN…
300 OUT OF 365 IT HAS! YOU SHOULD ALWAYS KEEP THOSE TWO WORDS IN MIND!
BERGEN, “ BEAUTY OF RAIN ”!..
WE GOT TO OUR COSY, TINY, FAMILY-RUN, PLACED ON A GREENNESS BUT RATHER STEEPY HILL, OVER-LOOKING “TORGET / FISH MARKET” PENSION, “SKANSEN” ON A RAINY DAY, JUST AT MIDDAY. OUR ROOM’S AT THE CORNER, HAVING A NICE PANOROMIC VIEW.
THE REASON OF OUR BEING THERE TO TAKE A DREAMY, WELL-COORDINATED, 12-HOUR ROUND TRIP EXCURCION “ NUTSHELL” TOUR, INCLUDING TRAIN, FERRY AND BUS TO UNIQUE “FJORDS”.
WE HAVE ONLY A HALF DAY FOR CITY SIGHT-SEEING, FOR THE FOLLOWING DAY WE ALREADY ARRANGED OUR “NUTSHELL” TOUR DAYS BEFORE, ON-LINE BY INTERNET.
AFTER SETTLED DOWN WE AT ONCE LEFT OURSELVES TO THE SLOPES OF THE WAY WITH TWINS AHEAD OF US COVERED BY RAIN PROTECTED NYLONS, BY THE ACCOMPANIMENT OF THE LIGHT RAINFALLS STILL GOING-ON AFTER SOME 6 WEEKS NO RAIN PERIOD TILL TO THE FISH MARKET, “TORGET”.
ON THE WAY, WE FIRST PASSED THROUGH IN FRONT OF SCANDINAVIAN’S ONLY CABLE RAILWAY, “FLOIBANEN” FUNICULAR STATION CLIMBING TO SOME 320 M. ABOVE SEA LEVEL, MOUNT “ FLOYEN ”.
THEN, A 100 M. DOWN, ON OUR RIGHT-HAND SIDE, THE ROAD KEEPS GOING TO WORLD HERITAGE SITE, BRYGGEN, DOTTED WITH PRECIOUS, DIFFERENT COLOURED 18TH CENTURY WOODEN WATERFRONT BUILDINGS, NOWADAYS FULL OF GIFT SHOPS AND EATERIES.
KEEPING THE WAY STRAIGHTFORWARDLY LEADS YOU TO FISKERTORGET,THAT IS, FISH MARKET. YUMMY SCRIMPS, SQUIDS AWAITING FOR YOU!
END OF THE MARKET, A PEDESTRIAN AREA CALLED “ TORGALLMENNINGEN ”. HAVE A SEAT AND RELAX! A CUP OF COFFEE TIME…

“ NUTSHELL TOUR ”…

BERGEN- MYRDAL TRAIN;
THE FOLLOWING MORNING’S 12-HOUR LONG PROGRAM FIRST STARTED FROM BERGEN RAILWAY STATION AT 08.35, TAKING 2-HOUR TRIP FOR “MYRDAL”. ON THE WAY, WE PASSED THROUGH “ VOSS ” BUT CONTINUED TILL MYRDAL.

MYRDAL-FLAM TRAIN;
THERE THE TRAIN CHANGED WITH “FLAMSBANA”, A SPECIAL ONE, RIDING DONE ONLY ON ONE TRACK, STOPS AT A ROARING “ KJOSFOSSEN ” WATERFALL AND PASS THROUGH MAGNIFICIENT MOUNTAINS, WINDS DOWNWARD THROUGH MOUNTAIN TUNNELS, DESCENDING 3.000 FEET ONLY IN 20 KM.S. ( FROM 866 M. TO 2 M.) ALL IN ALL, AN ENGINEERING MARVEL!
SO YOU GET TO PICTURESQUE, A HIDDEN, REMOTED HEAVEN “ FLAM ” ROUGHLY IN ONE HOUR FOR A 3-HOUR LUNCH BREAK.

FLAM-GUDVANGEN CRUISE;
AFTER THE BREAK, IT’S “ GUDVANGEN ” TRIP’S TURN. YOU GET ON A FERRY FOR A STUNNING 2-HOUR CRUISE NORTHWARD THROUGH THE INLAND “ AURLANDS ” FJORD; THEN, SOUTHWARD THROUGH THE NARROWER “ NAEROY ” FJORD.
WATERFALLS IN ONE SIDE, FARM HOUSES, DOCKS ON THE OTHER… WE FELT SPEECHLESS, IN DEEP SILENCE! AND COULD NOT TAKE OURSELVES FROM THINKING THAT HOW CAN THEY MANAGE TO LIVE ON THIS SECLUDED REGIONS?

GUDVANGEN-VOSS BUS JOURNEY;
LASTING ALMOST ONE HOUR THE BUS TAKES THE OLD, WINDING ROAD UP TO “ STALHEIM ” WHERE IT STOPS FOR A TAKING PICTURES BREAK. THE JOURNEY CONTINUES DOWN “STALHEIMSKLEIVANE” TO THE NEW ROAD SPIRALLY, WITH HAIRPIN BENDS.

WE COMPLETED THE TRIP VIA “ VOSS-BERGEN ” TRAIN AND REACHED BERGEN AT AROUND 20.30. WHAT A WONDERFUL DAY IT WAS!

Çarşamba, Ekim 08, 2008

İSKANDİNAVYA & BERLİN SEYAHAT NOTLARI

İSKANDİNAVYA & BERLİN SEYAHAT NOTLARI
(11-26 EYLÜL 2008)

GİRİŞ

Avrupa’nın hem konum hem de refah düzeyi olarak o en tepedeki, o masalsı, romantik diyarlarına gitme fikri, aslında uzun zamandır içimizde olan bir düşünceydi…
Gerçekleşmesi sadece biraz zaman aldı.
Ancak, özellikle Sabiha Gökçen’den charter seferleri başlayınca, artık bu gecikmiş seferi eda etmek de bizim için bir zorunluluk oldu!
Gezinin tarihi, havaların biraz serinlemesi riski de alınarak, özellikle güz dönemine, doğanın o renk cümbüşü içine girip, insanı hayal dünyasının derinlerine sürüklediği bir döneme denk getirildi.


15 GECEDE; 4 ÜLKE; 6 ŞEHİR;
EVLİ BİR ÇİFTİN, ( > 2 ) YAŞ İKİZLERİ İLE SEYAHATİ


Evet, ilk bakışta gezinin, bir nebze koşuşturmaca şeklinde geçtiği izlenimi doğsa da; sonuçta biz, amacımıza ulaştığımızı düşünüyoruz.
- Genel hatları ile de olsa, Finlandiya ve İzlanda dışında, İskandinavya Bölgesi ile ilgili bir fikir sahibi olma imkanımız oldu.
- İkinci bir ziyaret için alt yapı oluştu, oldukça önemli bilgiler edindik.

Gerçekte, seyahat hazırlıkları, Mart 2008 sonunda başladı:

- Vize

Bir TC vatandaşı olarak, utanç vesilesi, başbelası Schengen vizesini, bu kez 6 aylık aldık;

- Uçak

Stockholm gidiş / Berlin dönüş ve ülke geçişlerinin tümü (kişibaşı 6 uçuş; ort.kişibaşı 50-60 € verdik), zaman kazanmak adına, uçakla yapıldı ve aylar öncesinden, “on-line” alındı.
( Şimdi burada bir parantez açmak istiyorum. Zaman sorunu olmasaydı; yaklaşık 5,5 saat süren Stockholm-Oslo geçişini

( http://www.unionsexpressen.com );

Oslo-Bergen arasını (http://www.nsb.no );

ve Kopenhag-Berlin yolculuğunu (http://www.rejseplanen.dk )

özellikle trenle yapmak isterdik.);

- Konaklama

Konaklama için, biraz pahalı da olsa, oldukça merkezi, şehirlerin en eski, karakteristik bölgelerini vasıta kullanmadan, yürüyerek gezebilme imkanı verecek bölgeleri yani “Old Town” lar tercih edildi;

Stockholm’de merkezi, hoş bir evde, bir bayanın yanında (http://www.guestroom.se );

Oslo’da, oldukça merkezi P Hotel’de ( http://www.p-hotels.com );

Bergen’de limanı kuşbakışı gören, sevimli bir aile pansiyonunda

(http://www.skansen-pensjonat.no );

Kopenhag’da, Cityhall binasının hemen arkasındaki caddede, merkezi, Danimarka Otel’de (http://www.hotel-danmark.dk );

(Çocuklarla gidilmeyecekse, oldukça pahalı olan bu otel yerine, merkezi, H.C.Andersens Boulevard 50’deki

(http://www.danhostel.dk ) de rahatlıkla kalınabilir.

Berlin’de, Charlottenburg Tren İstasyonu’na bakan konumda, Türklerle dolu Stuttgarter Platz No.9’da, hoş bir alışveriş cenneti ve gezinti mekanı olan Ku’damm’a 10 dakika yürüme mesafesinde bir pansiyonda

(http://www.city-pension.de ) konakladık.

Sokaktaki diğer 2 pansiyonda da kalınabilir:

(http://www.hotel-abendstern.de )
(http://www.hotel-koenigshof-berlin.de )

Konaklama rezervasyonlarını da aylar öncesinden yaptık. Maliyet; ikizler nedeniyle, ne yazık ki, biraz beklentilerimizin dışına taştı. Onlar için odaya birer çocuk yatağı, “baby cot” konulmasını önceden şart koştuk. Kimi yerde ekstra ücret ödemesek de, oda büyüklüğü dolayısıyla haliyle bir maliyet artışı söz konusu oldu. ( Gecelik ortalama, 100 €, kahvaltı dahil ödendi).

- Gezi Planlaması

Geriye, en önemli konu nerede, ne kadar zaman harcayacağımız yani gezi planlaması işi kaldı. Bu iş için günlerimiz internette geçti diyebilirim. Yüzlerce siteye giriş çıkış yapıldı. İyi ki, para ile değil!

Tek tek şehir notlarına geçmeden, toplu bir hatırlatma yapalım. Kısa bir süre içinde, gezi ile ilgili:

Tüm fotoğraflar http://picasaweb.google.com/kanibirm de;

Tüm videolar http://www.dailymotion.com/kanibirm de;

Tüm podcast ler http://www.box.net/shared/4849b28lrl de…

Pazar, Ekim 05, 2008

PART II - OSLO (SEPTEMBER 15-17, 2008)

Your pictures and fotos in a slideshow on MySpace, eBay, Facebook or your website!view all pictures of this slideshow


ON A RAINY DAY OF SEPTEMBER 15 2008, THE 09.10 PLANE FROM ARLANDA, BY ONE HOUR FLIGHT, TOOK US FOR OSLO, GARDERMOEN AIRPORT, TO THE SECOND POINT OF OUR TRAVEL PLANS.
INSTEAD OF FLYTOGET, AIRPORT EXPRESS TRAIN, WE GOT ON NSB, STATE RAILWAYS FOR ALMOST ONE OUR JOURNEY TO OSLO S, CENTRAL RAILWAY STATION.
THE MAIN AND MOST FAMOUS STREET KARL JOHANSGATE WAS IN FRONT OF US. SO WE FIRST FOLLOWED THROUGH IT TILL THE MARKET, STORTORVET AND THEN TOOK THE UPPER ONE, THAT IS GRENSEN, PLACES OUR COMFORTABLE, RATHER CENTERED, LOVELY HOTEL “P”.
AFTER A SHORT BREAK AND REFRESHMENT WE WERE ON THE ROAD AGAIN BECAUSE OF THE TIME LEFT ONLY ONE AND A HALF DAY FOR OSLO. WE WALKED TO OUR RIGHT, THE OPPOSITE SIDE OF OSLO S, THROUGH “ SPIKERSUPPA ” PARK, PASSED NATIONAL THEATHER, OSLO UNIVERSITY TILL GREENY “ SLOTTSPARKEN ”, THE ROYAL PALACE.
IN CONTRAST TO STOCKHOLM, IT CLEARED UP A BIT AND THE SHINY SIDE OF SUN AT LAST APPEARED. IT WAS QUITE IDEAL FOR STROLLING.
FROM ROYAL PALACE, WE WALKED TOWARDS TO NEWLY BUILT OSLO OPERA HOUSE.
LIKE A BRIDE ON THE SEA, THE BUILDING ITSELF SEEMED NOT THAT BAD IN SHAPE BUT RATHER IN CONFORMITY WITH THE OLD CITY’S ARCHITECTURE. CLIMBING UP TO THE ROOF AND WATCH 360 DEGREES OF SCENERY AND NEIGHBOURHOOD WAS FANTASTIC.
BY THE WAY, THE SUN SANK THROUGH THE DIRTY GREY CLOUDS AND IT’S GOTTEN DARK. ENOUGH FOR THE DAY THINKING THE TWINS!
FOLLOWING A WELL SLEEP, RELAXATION, AND HAVING HAD A SEMI- SATISFACTORY BREAKFAST BASKET LEFT TO THE DOOR EARLY IN THE MORNING, WE DIRECTED OURSELVES TO THE WAY TILL “ AKER BRYGGE ”, FAMOUS CANAL-SIDE SHOPPING, ENTERTAINING AREA, AND FOCAL POINT. ON THE ROAD, WE’VE BEEN TO AKERHUS, FORTRESS AND CASTLE AFTER SEEING CITYHALL AND NOBEL PEACE CENTER.
AS WE BOUGHT OSLO DAY PASS (60 KRONA EACH), WE PAID NOTHING FOR CROSSING A 15 MINUTES BOAT RIDE TO “BYGDOY” MUSEUMS AREA, CONSISTING OF 6 MUSEUMS.
THEN WE TOOK THE METRO LINE 1(RED), ALONG WITH ZIGZAGS ITS WAY UP INTO THE FORESTED HILLS, PASSING THROUGH “ HOLMENKOLLEN ”, FAMOUS SKI CENTER TILL THE LAST STOPPING FROGNERSETEREN FOR THE FANTASTIC, SPECTACULAR VIEWS OF THE CITY. ON THE WAY BACK, WE GOT OFF AT MAJORSTUEN FOR HUGE VIGELAND PARK, TO SEE SCULPTOR GUSTAV VIGELAND’S 212 SCULPTURES MADE IN SOME 30 YEARS, INCLUDING HIS MASTERPIECE, 14 METERS HIGH COLUMN, “ MONOLITH ” CONVEYING 121 HUMAN FIGURES DEPICTING THEM FROM CRADLE TO GRAVE . SPECTACULAR!
WELL, WE, SO, PUT A STOP OF THE SECOND LEG OF OUR PLANNED TRIP TO SCANDINAVIA!..

Çarşamba, Ekim 01, 2008

SCANDINAVIA & BERLIN TRAVEL NOTES

SCANDINAVIA & BERLIN TRAVEL NOTES
SEPTEMBER 11-26, 2008

Your pictures and fotos in a slideshow on MySpace, eBay, Facebook or your website!view all pictures of this slideshow


A BRIEF SUMMARY;

15 NIGHTS, 4 COUNTRIES, 6 CITIES, ONE COUPLE WITH THEIR TWIN INFANTS…


A DREAM’S FINALLY COME TRUE LONGING FOR LONG MANY YEARS!..
A TRIP, IN A VERY SHORT TIME LIKE AN AMOK RUNNER…
PLANNING OF THE TRIP STARTED SOME SIX MONTHS AGO, AROUND THE END OF MARCH 2008…
WORKED HARD FOR LONG HOURS HOW WE COULD DO IT,
READ TRAVELLERS’ NOTES,
AND AT LAST DID OUR RESERVATIONS
BOUGHT FLIGHT TICKETS ON-LINE
EVEN STOCKHOLM ARLANDA AIRPORT RETURN BUS TICKETS FROM “ FLYBUSSARNA ” AND BERGEN “ NUTSHELL TOUR ” FROM “ FJORD TOURS ”, THANKS TO INTERNET.
CHECKED ONE BY ONE AND THEN PACKED KIDS’ STUFFS (INCLUDING SOME MEDICINES IN CASE OF EMERGENCY ) VERY CAREFULLY

PART I – STOCKHOLM ( SEPTEMBER 11-15, 2008 )

OUR LONG TIME MUCH DESIRED, KIND OF TIRESOME JOURNEY BEGUN FIRST FLYING TO STOCKHOLM ARLANDA AIRPORT, SWEDEN FROM SABIHA GOKCEN, ISTANBUL ON A SUNNY AFTERNOON, FOR 4 NIGHTS, IN A NICE, COSY HOUSE AS A PENSIONER, RIGHT IN THE CENTER, AT ERIKSGATAN.
AS A TRAVELLER ROUNDING OFF ALMOST ALL EUROPEAN COUNTRIES, STOCKHOLM, WITHOUT HESITATION IS TO BE GIVEN FIRST RANK, FOR A PLACE TO LIVE ON. EXTRAORDINARY! WELL, IT CERTAINLY IS BEYOND OUR FAMILIES MEANS BUT WORTH TO TRY IT ON!
3 FULL DAYS SPENT THERE FOR SIGHTSEEING. TO THIS AIM, BOUGHT “ STOCKHOLM CARD ”.
(Paid Swedish Krona 1160 for 2 adults but it definitely worths it).

We did Royal Canal Tour, went to “ Djurgarden ”, a green island used to be a royal hunting park with boat; consisting of large “ Grona Lunds Tivoli ”, world’s first open-air museum “ Skansen ” housing typical Swedish dwellings , “ Aquarium ”and “ Vasa ” museum containing Vasa warship, after sinking on its maiden voyage in 1628, preserved in mud for over 3 centuries; “ National ” and “ Mediterranean ” museums, “ Royal ” and “ Drottningholm ” palaces… Used several times public transportation ( bus, metro ) for free with this magic card.
Strolled leisurely through cobbled, narrow, and tall honey-coloured streets of Old Town, Gamla Stan, dates back 13.th century; lush seaside “ Nybroplan ” and “ Stromgatan ”, and shopping mecca of “ Drottninggatan ”.
All in all, we very much enjoyed our trip to Stockholm though paid a great deal of money, comparing with the other Eurepean cities.

2008-EYLÜL-Berlin
2008-EYLÜL-Kopenhag
2008 - EYLÜL- BERGEN
OSLO - VIGELAND PARKı
2008-EYLÜL-Norveç
2008-EYLÜL-Stockholm
2008 HAZİRAN-Tunus
2008 HAZİRAN-Palermo
2008 HAZİRAN-Bergamo
JAN 2008-LONDON
Houston Science Museum
Houston Fine Arts Museum
HOUSTON
KACKAR MOUNTAIN REGION
LORO PARQUE/TENERIFE
BUDAPEST
WIEN
PRAG
PRADO MUSEUM
DONOSTIA/SAN SEBASTIAN
BILBAO
CUBA
MOROCCO
MADRID
BARCELONA&COSTA BRAVA
AMSTERDAM
LISBON
PARIS
BANGKOK
NORTHERN THAILAND
THAILAND-ISLANDS
SOUTHERN THAILAND
MALAYSIA