BERGEN SEYAHAT NOTLARI (17-19 EYLÜL 2008)...
“ NUTSHELL ” TURU: SANKİ BİR RÜYA!…
Bir tam gün sürecek bu kombine turun biletlerini aylar öncesinden, internetten, “on-line” satın aldık (Kişi başı NOK 895).
BERGEN-MYRDAL TRENİ…
İstasyon oldukça şirin. Tam vaktinde varıyoruz; hemen peronda bekleyen trene kendimizi atıyoruz. Varış saatimiz, 10.50 gibi.
Tren sık sık, uzun uzun tünellere girip çıkıyor.
“FLAMSBANA”, FLAM EKSPRESİ…
Tarifedeki gibi, 10.50’de varıyoruz “Myrdal”a ve hiç zaman geçirmeden diğer platformda bekleyen yemyeşil, özel bir tren olan “flamsbana” ekspresine biniyoruz. 1 saat sürecek ikinci etap, “Myrdal-Flam” başlıyor.
“Myrdal”ın 867 metre yüksekliğinden, sadece 18 km(12 mil) sonra, deniz seviyesinden sadece 2 metre yükseklikteki “Flam”a varmış olacağız. Avrupa’nın en keskin parkuru, tam bir mühendislik harikası! 1944’de tamamlanmış. 20 tünele girip çıkıyoruz; bunların 18’i, ki uzunluğu 6 km.yi buluyor, elle yapılmış.
Giderken önce sol tarafımızda muhteşem göl ve vadi manzaraları ile karşılaşıyoruz.
Hareket ettik gidiyoruz derken, çok kısa bir süre sonra tren duruyor. Molanın nedeni, büyüleyici bir şekilde, 94 metre yükseklikten akan “Kjosfossen” şelalesi. Flam demiryolunun elektriği buradan temin ediliyor. Tam dibindeyiz; deniz seviyesinden 670 metre yükseklikte, özel bir platformdan akışını seyrediyoruz.
Eylül ayında, henüz çokça yağış olmasa da, debisi gayet kuvvetli. Herkes iniyor, flaşlar patlıyor; yaklaşık 5 dakikalık bir moladan sonra tekrar yola devam ediyoruz.
FLAM: SANKİ DÜŞLER DİYARI…
Şimdi, gözlerinizi kapatın! Bir an için kendinizi yeşillikler içinde, aralarda tek tük, tek katlı ahşaptan binaların olduğu, bir tarafında da deniz yolu bağlantısı olan bir “U” şeklinde bir vadide düşleyin. Ya da “ How green was my valley ” filmini anımsayın. İşte orası, “Flam”dasınız…
Burası, yaklaşık 400 nufuslu, yılda yaklaşık 300 bin turistin uğradığı ve bu nedenle de şimdilerde tek geçim kaynağı turizm olan, “Aurlands” fiyordunun da en uç ya da başlangıç noktası.
Tam öğle saatlerinde vardık “Flam”a. Meydanda tek bir işletme var, ihtiyaçlarınızı giderebilmeniz için. Fiyord yolculuğumuz, saat 15.00’de başlayacak.
DÜŞ YOLCULUĞU BAŞLIYOR…
Yaklaşık 2 saat sürecek “Flam- Gudvangen” gemi yolculuğu için, “Fjord 1” adlı gemideyiz. Oldukça büyük.
Fiyortların kralı, en büyüğü ve derini olan 204 km. uzunluğundaki “Sognef” fiyordunun kollarından biri olan “Aurlands” fiyordundan başlıyor düşlere yolculuk...
Bir süre sonra gemi, iç kısma dönüp, bu kez Avrupa’nın en dar ve Unesco’nun koruması altındaki fiyordundan, 20 km uzunluğundaki “Naeroy”dan geçerek yola devam ediyor.
İki saat süresince, bir o tarafta, bir bu tarafta; bir üst güvertede, bir alttayız, geminin geçtiği manzaraları kaçırmamak adına. Ya uzaklarda tek tek kulübemsi yapılar; ya da, yükseklerden dökülen şelaleler gözümüze çarpıyor. Bu arada, öylesine sessizlik var ki, iki yaka arasında. Nerde o Boğaziçi’nin cümbüşü!..
GUDVANGEN – VOSS…
Yaklaşık 120 kişinin yaşadığı bir kasaba “Gudvangen”. Aynı zamanda da, “Aurlands” fiyordunun başlangıç noktası…
19.yüzyılın sonundan itibaren bu bölgede yaşayan köylüler, gemilerle gelen Avrupalı turistleri, atlı arabalarla, oldukça dik “Stallheimskleiva” yoluyla, yukarıdaki “Stallheim” Otel’e taşımaya başlamışlar.
Kısa bir süre bekledikten sonra biz de, bu oldukça dar, dik, sarp yamaçlardan geçerek, “Voss”a doğru yol alıyoruz. Şimdilerde, tamamen nostaljik bir parkur. Zira, yeni yapılan ve bu zorlukları tamamen ortadan kaldıran yol, hemen eski yolun yanı başında.
“Voss”, 14 bin nufuslu; folklor ve diğer geleneksel sanat alanları ile öne çıkan bir belde.
VOSS - BERGEN: SON ETAP…
Son etapdaki “Voss-Bergen” tren yolculuğu ile turumuz sona eriyor. 12 saati aşan oldukça yorucu bir gündü. Ancak ikizler son derece keyif aldılar. Zira hareket alanları, özellikle gemide yeterince büyüktü. Pansiyona vardığımızda, gün çoktan kararmıştı. Artık, Bergen sayfası da geride kalmıştı. Şimdi sırada Andersen’in ülkesi, Kopenhag var…

































